AMASYA

AMASYA

Yazıyı paylaş :

HER ADIMA TARİHİN EŞLİK ETTİĞİ ŞEHİR

Eğer keşfetmek ve farketmek üzerine bir seyahate çıkacaksanız, bana göre 3 şey vazgeçilmez olmalı: tarih, doğa, kültürel miras. Milattan öncesine uzanan tarihi ve hayranlık uyandıran kral kaya mezarları, şehrin içinden akıp giden Yeşilırmağın güzelliği, Selçuklu ve Osmanlı izlerini bugüne taşıyan ahşap evleriyle, Amasya tam da böyle bir keşif yolculuğu için ideal rota…

Şehir insanı için tek günlüğüne de olsa bulunduğu yerden uzaklaşmak, bir hafta tatil yapmaya bedel. Daha az araba sesi, alışveriş merkezlerinin kalabalığında harcanıp giden saatler yerine tarihe yolculuk yapmak, bol bol fotoğraf çekmek ve lezzetli yöresel yemeklerle damaklarınıza da hava değişimi yaptırmak isterseniz, Amasya harika bir seçenek.

Şehzadelerin Okulu

Osmanlılar döneminde padişahlar şehzadelerinin çekirdekten yetişmesini ister, bu amaçla eğitimleri için Amasya’ya gönderirmiş. Bu nedenle Amasya’nın yüzyıllardır süregelen unvanı “şehzadeler şehri.” İslami eğitim açısından da önemli merkezlerden biri olarak kabul edilen şehir tek seferde 2 bin ilahiyat öğrencisine iaşe dağıtabilecek zenginlikteymiş.

Şehrin tarihi milattan öncesine dayanıyor. Coğrafyanın babası sayılan Amasya doğumlu Strabo, belki biraz da mitolojik hikayelerin etkisinde kalarak, şehrin kuruluşunu Amazonların kraliçesi Amasis’e atfetmiş. Arkeologlar şehirdeki yerleşimin M.Ö. 5500 yılına uzandığını tahmin ediyor. Birçok kaynakta, kentin tarihi Hitit yerleşimi ile başlatılıyor. Fakat herkes Büyük İskender’in M.Ö. 4. yüzyılda buraya geldiği ve Pontus Krallığı’nın onun ardından geliştiği konusunda hemfikir. Krallık doruk noktasına 2. Mithridates zamanında ulaşmış. Yeşilırmak Nehri’nin kıyısında dağların eteklerine oyulan ve günümüze dek ulaşan kral kaya mezarları da güçlü Pontus kralları için yapılmış.

Kral Kaya Mezarları

Amasya’da özellikle tarih meraklılarının ilgisini çeken yerlerin başında kral kaya mezarları geliyor. Bana göre Dalyan’dakiler daha gösterişli fakat Amasya ’dakiler de kesinlikle görülmeye değer. Mezarlara ulaşmak için nehrin kuzey kıyısında yer alan Hatuniye Mahallesi’nden yukarı tırmanmak gerekiyor. 18 mezarın sadece kralların gömüldüğü yer olarak değil, aynı zamanda birer tapınak olarak da kullanıldığına inanılıyor. Hemen yanındaki Kızlar Sarayı ise geçmişte hükümdarların yaşadığı yermiş.

Kaya mezarların tepesinde, Pontus döneminden kalma kalenin yıkıntılarını da görebilirsiniz. Kale, son yapılan restorasyonla biraz daha güzelleşmiş ve etkisine girmemenin imkansız olduğu bir manzarası var. Hele ki orada bulunduğunuz dakikalar bir ezan vaktine denk gelirse, aşağıdaki vadide yankılanan seslerin yaydığı huşu içinizi dolduracak. Işıklandırılan kaya mezarlarını akşam seyretmek ise ayrı bir keyif…

Amasya Fotoğraflarının Vazgeçilmezi

Amasya ile özdeşleşen 19. yüzyıldan kalma evler, koruma altında. Bağdadi ve hımış tekniklerinin en güzel örnekleri olarak kabul edilen evler, bitişik nizamda Yeşilırmak Nehri kenarında tarihi sur duvarları üzerinde yer alıyor. Geleneksel Osmanlı evlerinin tüm özelliklerine sahip olan yapılar; bodrum üzeri çıkılmış tek ya da iki kat, haremlik selamlık bir düzen, avlunun ya da bahçenin genellikle ortada yer almasıyla dışa kapalı bir görünüm, dışa taşkın ikinci kat uygulamaları, cumbalar, içerinin görünmesini önleyen pencere kafesleri gibi özelliklere sahip.

Osmanlı evlerinin en güzel örneklerinden olan Hazeranlar Konağı ziyaret edilmeli. Burada 19. yüzyıl zenginlerinin nasıl yaşadığına dair fikir edinmeniz mümkün. Zemin kat bir nevi galeri olarak kullanılıyor ve farklı sanat dallarına ait sergiler açılıyor.

23 Bin Eserlik Müze

Amasya Müzesi kesinlikle görülmeyi hak ediyor. Kalkolitik Çağ’dan başlayıp Osmanlı dönemine kadar tam on iki farklı medeniyete ait yaklaşık 23 bin 500 eser barındırıyor. En ilgi çeken bölüm ise bahçede yer alan bir Selçuklu mezarı. Mezar, Burmalı Minare Camii’nin altında bulunan mumyaları barındırıyor. Mumyaların tarihinin Moğolların Anadolu’ya akın edip Selçuklu saltanatına son verdikleri döneme dayandığı biliniyor. Arkalarında birçok küçük devlet bırakmış Moğollar. Mumyaların sahibi olan İlhanlı Beyliği de Moğolların ardından ortaya çıkmış bu küçük devletlerden biri ve Osmanlılar tarafından tarihten silinene kadar Amasya’da hakimiyetini sürdürmüş.

Asırlık Ağaçların Gölgesindeki Külliye

Nehir kıyısında yapacağınız yürüyüşte karşılaşacaklarınız arasında, mis kokulu şimşir çitlerin çevirdiği muhteşem güzellikteki Sultan 2. Beyazıt Camii yer alıyor. Medrese, kütüphane, imaret ve çeşme gibi birbirinden farklı hizmetler sunan birçok binanın bir cami etrafında yer almasıyla oluşan külliye, bu kategorideki yapıların en güzel örneklerinden biri. Bahçesini gölgeleyen ağaçlar arasında, yaşı 400-500 arasında olanlar var. Tarihe tanıklıklarını saygıyla selamlamadan geçmeyin…

Elması ve Mutfağı

Amasya elması, küçücük, bir yarısı kırmızı diğer yarısı sarı ya da yeşile çalan renkte. Aslına bakarsanız pek dikkat çekici değil, zaten adı da “Amasya Elması” değil… Asıl adı “Misket Elması” ama yetişmek için en sevdiği toprak Amasya olunca zamanla bu şehrin adıyla anılır olmuş.

Şehrin köklü tarihi Amasya’ya zengin bir lezzet yelpazesi hediye etmiş. Özellikle şehzadelerin eğitim için gönderildiği yer olması nedeniyle, saray mutfağı şehre taşınmış. Hem kendine özgü yemekleri var hem de Anadolu’nun birçok yöresinde bilinen yemeklerin malzeme ve pişirme teknikleri farklılaşarak hazırlanan versiyonları… Çatal çorba, toyga çorbası, bakla dolması, kuzu eti ve karın zarı kullanılanarak yapılan göbek dolması, Amasya çöreği, yağlı katmer, elma tatlısı ve hasuda yöresel lezzetlerden birkaçı…

BİLGİ

“Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin. Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!”
  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

Küle Dönen Aşıkların Mağarası

Samsun yolu üzerindeki Aynalı Mağara, günümüze ulaşan en iyi anıt mezarlardan biri kabul ediliyor. Helenistik dönemden kalma mağaranın içinde Hz. İsa, Hz. Meryem, Aziz Yahya ve On iki Havari’nin tasvir edildiği çeşitli Bizans dönemi freskleri bulunuyor. On iki havariden birinin Hristiyanlığı bu mağaradan yaydığı rivayetini kuvvetlendiren bu freskler, şehirde inanç turizminin gelişmesini de sağlamış.

Mağaranın ismi ise Güzelce Kız Efsanesinden geliyor. Hikaye bu ya; kralın dünyalar güzeli kızı görenlerin aşkından hemen düşüp ölmesinden ötürü peçeyle gezermiş. Bir çobana gönlünü kaptırmış, çoban da ona… Peçesini açtığında aşklarının ateşinden ikisi de yanıp küle dönmüş ve kaya mezarın içine gömülmüş. Derler ki, mağara kızın güzel yüzü gibi parlamaya başlamış ve o gün bugündür halk arasında “Aynalı Mağara” olarak anılır olmuş.

Şehirden Mimari Notları

→ Şehrin doğusunda yer alan Gümüşlü Camii, defalarca yeniden inşa edilmiş.

→ Kurtuluş Savaşı’nın temellerinin atıldığı Amasya Kongresi’nin anısına dev bir Atatürk heykeli yapılmış.

→ 2. Beyazıt’ın oğlunun lalası için 1468’de Mehmet Paşa Camii; sultanın kapıağası . Hüseyin Ağa için ise 1488’te Büyük Ağa Medresesi yapılmış.

→ Giriş kapısındaki oyma işçiliğiyle hayranlık uyandıran 1309’dan kalma Bimarhane, İlhanlılar tarafından darüşşifa ya da akıl hastalıkları hastanesi olarak kullanılmış.

→ İran mimarisinden izler taşıyan Selçuklu yadigarı Gök Medrese Camii, 1267 yılında inşa edilmiş.