BOĞAZ SEFASI

BOĞAZ SEFASI

Yazıyı paylaş :

İstanbul’un simgesi Boğaz’ı büyülü bir şekilde delip geçen vapurları seyretmekle yetiniyoruz. O yalıları, o köpüklü denizi, o martıları, kaçırıyoruz…

Çok uzun zamandır vapura binmediğimi düşündüm, Şehir Hatları vapurunda harika bir gün geçirdim. İstanbul’a denizden bir kez daha vuruldum…

İstanbul Boğaz Turu, unutulmayacak bir “kıtalararası” yolculuk imkanı sunuyor…

Hele erguvan zamanıysa, Boğaz sefasının tadına doyum olmuyor…

Gün bereketli olsun diye, sabahın ilk seferini gözüme kestirdim: 07.00, Sarıyer-Eminönü. Erkenden kalktım, Kireçburnu Fırını’nın yağdan hiç sakınılmamış poğaçalarından alıp, iskelenin yolunu tuttum. Ne zamandır vapura binmemiştim. Birkaç ay evvel adaya gitmişliğim var, o sayılmaz. Aklımda Aydın Hatipoğlu dizeleri, iskeledeyim:

“Bir vapur kalkar İstanbul’dan Her yanı istanbul olan bir vapur”.

Öğrenciler, işe yetişecek olan takım elbiseliler ve hiçbir yere yetişmeyecek olan ben, üst güverteye yerleştik. Büyükdere’ye yanaşmadan önce, ilk çayımızı içmiştik. Sabahın mahmur güzelliğinde, Yeniköy’de ikinci çayları söylemiştik. Mitolojik adı, baş tanrı Zeus’un kıskanç karısı Hera’dan korumak için ineğe çevirdiği gözdesi İo’dan gelen ve İneğin Irmağı olarak bilinen Boğaziçi yaklaşık 30 kilometre uzunluğa sahip.

Yolculuğum devam ederken, her iskeleden vapurun bağlanmasını, sonra nazlı nazlı süzülmesini seyrettim. Yalılara hayranlıkla baktım. Osmanlı’da kullanılan “Sahilhane” nin karşılığı olan Yalı Yunanca’da deniz kıyısı anlamında bir kelime. Şehrin Boğaz bölgesindeki yapılaşma, Bizans döneminde manastırlar ve balıkçı köyleriyle başlamış. Özellikle Lale Devrinden sonra Boğaz gerdanlığının üzerine inci gibi yalılar dizilmiş. Sayıları azalmış olsa da yalılar, Boğaz’a apayrı bir güzellik katıyorlar.

Boğaz sefam esnasında, Rumeli Hisarı’na, Dolmabahçe Sarayı’na, Çırağan Sarayı’na daldım gittim. Gecenin karanlığında, ışıklar yandığında nasıl görüneceklerini hayal ettim. Kaptan köşkünün kapısını çaldım.

Dümende, tam 29 yıldır duran ve 12 yıldır da Sarıyer-Eminönü seferini yapan Musa Karahan vardı. Yıllardır tanıdığı yolcuları, el sallayan yalı sahiplerini anlattı. Vapurda yetiştirdiği çiçeklerini gururla gösterdi, “denizcinin ruh yapısı böyledir” dedi.

Musa Karahan, Rize’den gelmiş, İstanbul’a aşık bir kaptan.

Durup durup, “İstanbul en çok denizden güzeldir” dedi. “İçerlerin” biraz karışık olduğundan dert yandı: “Vatandaş bu şehri bir de denizden tanısa, kıymetini daha iyi bilir. Kim bilir burada yaşayıp da hiç vapura binmemiş kaç kişi vardır… Karaköy, Galata Köprüsü derken martıların çığlıklarıyla Eminönü’ne yanaştık. Yeni Cami’nin önündeki güvercinler, sabahın ilk yemlerine kanat çırptılar. Mısır Çarşısı yeni yeni uyandı, ilk turistleri sabah güzelliğiyle şaşkına çevirdi.

Yarım gün boyunca, Kapalıçarşı, Mahmutpaşa, Boncukçular Çarşısı’nı dolaştım. Mehmet Efendi’den kahve, Hacı Bekir’den lokum ve akide alıp, hayvan ve çiçek pazarının arkasındaki bahçede soluklandım. Önümde beni bekleyen diğer bir sefer daha vardı, bir kez daha iskelenin yolunu tuttum.

Günde iki kez, yapılan özel gezi seferleri için zar zor iskeleye yetiştim. Son dakikada biletimi alıp, güvertede bir kenara iliştim. Rehberleri saymazsak, tek Türk bendim.

Vapur, Boğaz ‘da zikzak yaparak, ta Anadolu Kavağı’na kadar gitti. İki saate yakın süren yolculuğumuz, inanılmaz komik geçti. Çaycılar, dolar ve Euro da kabul ediyorlar ve bütün yolcular turist olduğu için, İngilizce konuşmaya başlamışlar. “Ti, natural orinc, törkiş kafe” diye satış yapıyorlar. Kanlıca’da ise başka bir “happening” oluyor, ellerinde yoğurt tepsileri, “Kanlıca yogurt, veri feymıs” diye salondan salona geçiyorlar.

Vapurlar şehri boydan boya turluyor. İstanbul her an başka bir hikaye anlatıyor. İnme zamanım geldi. Dünyanın en lüks teknesini, bizim Büyükada isimli eski, nazenin vapura değişmezdim. Bugünün güzelliğini, dünyaları verseler aklımdan silmezdim…

“Vapur baştan başa istanbul  Bir vapur

Bir kelepçe

Bir istanbul”…

NE YENİR?

İçine bir çimdik peynir konmuş tost, kötü çay, su karışmış ve şişe dibine tortusu çökmüş portakal suyu. Üstelik hepsi de normal büfelerden pahalı ama lezzetli…

NE YAPILIR?

Eminönü-Kapalıçarşı turu çok cazip.

Ya da gezi turuyla Anadolu Kavağı’na kadar gidip midye yiyebilirsiniz.

Martılara ekmek atıp “oh be, hayat bu işte” deyin. Biraz size alışırlarsa avucunuzun içine de konuyorlar. Müthiş bir zevk!

15 arabalı vapur, 47 yolcu vapuru, 20 hizmet teknesi, 2 feribot ve tam 56 iskele İDO’nun sorumluluğunda. Maalesef, İstanbul’da bütün ulaşımın sadece yüzde 3,5’u deniz yoluyla gerçekleşiyor. Karaköy’den, Kadıköy’den, Beşiktaş’tan ya da 56 iskelenin herhangi birinden bir Şehir Hatları vapuruna atlayın. İstanbul da, hayat da daha güzel görünecek gözünüze. Eğer İstanbul’u ziyaret edecekseniz, vapurla yolculuk etmeden ziyaretiniz tamamlanmış sayılmaz. Mevsimler ve hafta içi-hafta sonu günlerde değişik tarifeler var. Önceden karar vermeniz faydalı olur. Biletler çok uygun fiyatlarda.

Boğaz turu yapmak için, eski adıyla Denizcilik Hatları yeni adıyla İDO’nun, Eminönü’nden her gün kalkan iki vapuru var. 10.35’te kalkan vapur belli iskelelerde durduktan sonra 12.10’da Anadolu Kavağı’a ulaşıp üç saat duruyor. Yemek yiyebilir, Karadeniz’in girişini görebileceğiniz Cenevizliler’den kalma Yoros kalesine çıkabilirsiniz. Eminönü’ne varış 16.30’da. 13.35’te kalkan vapur ise 15.00’de Anadolu Kavağı’nda oluyor. Geri dönüş için hareket 17.00’da. (0212)5220045 ya da (0212) 444 4 436 www.ido.com.tr

Vaktiniz fazla yoksa, Arnavutköy İskelesi’nden kalkan vapur Bebek, Kandilli, Anadolu Hisarı, yaptıktan sonra Emirgan’a gidiyor. On dakika bekledikten sonra aynı iskelelere uğrayıp geri dönüyor. Bebek İskelesi (0212)2636023. Hareket Memurluğu (0212)2491695.

Özellikle yazın ve hafta sonları Eminönü, Beşiktaş, Kadıköy,

Ortaköy gibi sahil semtlerinden kalkıp, Boğaz turu yapan tekneler var. Ortaköy’den hafta sonları 13.00’den itibaren 20 dakikada bir, hafta içi ise saatte başı, bir saatlik tur yapan tekneler bulunuyor. (0212)2362738

İsterseniz, düğün ve yemek organizasyonu için özel tekne kiralayarak da Boğaz turu yapabilirsiniz.

BİLGİ

“Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin. Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!”
  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

BOĞAZ’DA BEŞ YILDIZLI BİR TEKNE

Son yıllarda Boğaziçi’nde düzenlenen turların sayısında ciddi bir artış var. Artan talep çerçevesinde çok daha güzel tekneler suya indiriliyor. Keyif Style bunlardan biri. Türkiye’ye gelen devlet başkanlarının çoğunun ağırlandığı bu teknede inanılmaz bir servis var. Filolarında 14 tekne bulunduran Keyif Organizasyon’un Halkla İlişkiler Müdürü Altan Tuzluoğlu’nun belirttiğine göre müşterilerinin %50’si yabancı. En fazla yaptıkları organizasyon ise kıtaların birleştiği eşşiz Boğaziçi’nde hayatları birleştirmek. Teknede yapılan düğünlerin %70’inde ya damat ya da gelin bazen de her ikisi birden yabancı. Paris’teki Seine nehrinin pis sularında yapacağınız yemekli bir tur 95 Euro civarındayken Keyif Style da fiyatlar 35 Euro’dan başlıyor.

Tel: (0212) 277 43 63 www.keyiforganizasyon.com