BURGAZADA

BURGAZADA

Yazıyı paylaş :

Martının Sırtından Günbatımı

Eski çağlarda bir dönem Antigoni, bir dönem de Panormos (Güvenli Liman) adı verilen Burgazada, Prens Adaları’nın üçüncü büyük adası. Diğerlerine oranla daha sessiz olan Burgaz’da balıkçılarla sohbet etmeyi unutmayın, yaşam felsefeniz değişebilir!

1,5 kilometrelik bir yüzölçümüne sahip olan Burgaz, taşıma araçlarına ihtiyaç duymayacağınız kadar küçük. Faytonlarla uzaktaki restoranlara gidebilir ya da ada turu yapabilirsiniz. Türkler adayı fethettikten sonra Yunanca’da “kule” anlamına gelen “Pyrgos”u Burgaz yapmışlar. Pyrgos adının, bir zamanlar Bayraktepe’deki (170 metre)  gözetleme kulesine ithafen verildiği tahminler arasında. 17. yüzyıl seyyahı Evliya Çelebi tarafından tasvir edilen tepe 1794 senesinde İtalyan gezgin Cosimo Comidas tarafından resimlenmiş. Tepe aynı zamanda Hristos Tepesi (İsa Tepesi) olarak ta biliniyor. 1950’li yıllarda nüfusun çoğunluğunu oluşturan Rum balıkçılar sayısal üstünlüklerini yitireli yıllar olmuş. 2003’de çıkan yangında da adayı kaplayan çam ormanlarının büyük çoğunluğu yanmış ama ada yine de görülesi güzelliğini koruyor.

Burgazada ’nın en güzel evleri Gezinti, Gönüllü ve Mehtap caddelerinde sıralanmış. Yürüyüşünüz sırasında 600 yaşındaki çınar ağacını ziyaret etmeyi unutmayın.  Burgaz’ın biraz ilerisinde görünen ada ise Kaşık Adası.

Sait Faik Müzesi
Spanudis Köşkü 1934’den 1954 yılına kadar “Adalı” lakabıyla da anılan ünlü yazar Sait Faik Abasıyanık’a (1906-54) ev sahipliği yapmış. Genellikle balıkçılar gibi sıradan insanları anlattığı kısa hikayeleriyle ünlü olan Sait Faik Müzesi (Tel: 0216 381 21 32) biz gittiğimizde bakım için kapalıydı. Sait Faik’in küçük bir büstünü iskelenin yanında görebilirsiniz.

Kiliseler
Ioannes Prodromos (Aya Yani) Kilisesi Vaftizci Yahya’ya adanmış ve bugünkü binası 1899 yılında yapılmış. İlk kilise, İmparator II. Michael tarafından İkonoklazma muhalefeti yüzünden adaya sürgüne gönderdiği Aziz Methodius tarafından 822 yılında yapılmış. Methodius gerçekten çok acı çekmiş; 700 kez kırbaçlanmış, iki katille birlikte bir çukurun içine atılmış, üstelik biri ölünce cesedi geride kalanların yaşamını daha da kötüleştirmek için çukurda bırakılmış. İmparator 829’da ölünce oğlu Theophilus, Methodius’un şehre dönmesine izin vermiş. Ardından patrikliğe getirilen Methodius, kilise konseyini toplayıp ikonların onarılmasını sağlamış. Daha sonraları Theophilus’un eşi İmparatoriçe Theodora onun hapis yattığı yere bir kilise yaptırmış. Bu çukur şu anki kilisenin narteksinin (cemaatin toplanma yeri) altında bulunuyor. 846 yılında ölen Methodius, bugün Fatih Camii’nin yerinde bulunan On İki Havariler Kilisesi’ne gömülmüş. 1999 senesindeki depremde hasar gören kilise restorasyondan geçmiş. Bina bugün Burgazada’da yaşayan, sayısı çok azalmış Rumların kullandığı cemaat kilisesi. Her sene 29 Ağustos’ta Rumlar, Aya Yani Yortusu’nu kutlamak için kilisede toplanıyorlar.

Sankt Georg Kilisesi: 1938 senesinde, Galata’daki Avusturya Lisesi’nde okuyan Katolikler tarafından yaptırılmış olan kilise, yaz tatiline adaya gelen Katoliklerin ibadet etmesine olanak sağlamış.

Manastırlar
Burgaz’da XIX. yüzyılda yapılmış iki manastır bulunuyor. Rum Ortodoks Aya Yorgi Garipi Kilisesi’nin tarihi  muhtemelen Bizans dönemine uzanmasına rağmen kilise ile ilgili ilk referansları XVII. yüzyıl kayıtlarında görüyoruz. Bu manastırın Yunanistan Kalavryta’daki Megalo Spelaoi Manastırı ile de bağlantısı var; 1859 yılında eklenen öğrenci yurdunun bu manastırdan gelen bir keşiş tarafından yaptırıldığı biliniyor. Manastıra neden “Garipi” dendiği hakkında ise rivayet muhtelif. Kimilerine göre Arapça “Garip” “Fakir” kelimesinden geliyor, kimileri de bahçedeki kuyudan dolayı olduğunu söylüyor. Bu manastır 1917 Bolşevik Devrimi’nden kaçan Beyaz Ruslara ev sahipliği de yapmış.

Bizans yapılarından ilham alan kilisenin tarihi 1897’ye uzanıyor. İçeri girdiğinizde sizi Aya Yorgi ile İsa’nın Doğumu’nu müjdeleyen freskler karşılıyor. Kilisede ayrıca çok güzel ikonostasis de var. Bina 1999 depreminde çok zarar görmüş ama 2005’de restore edilmiş. Ziyaretçilerini saat 10.00-16.00 arasında kabul ediyor.

Metamorfoz (Hz. İsa’nın Değişim ya da Başkalaşımı) Manastırı, büyük ihtimalle, IX. ve XI. yüzyıllar arasında bir zamanda İsa Tepesi’nde eski bir Yunan tapınağının yerine kuruldu. Bugünkü XIX. yüzyıl kilisesi Bizans zamanında, çok ince işçilikle yapılmış, oyma sütun başları ve duvarlarla çevrilmiş. Kilise hala 6 Ağustos’taki Metamorfoz Yortusu’nu kutlamak için buraya akın edenlerle doluyor.

BİLGİ

“Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin. Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!”
  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

“Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
Sait Faik Abasıyanık

İkonoklastlar İkonodüllere Karşı

VIII. ve IX. yüzyıllarda Bizans İmparatorluğu kiliselerde, ikonaların (dini tasvirler) veya azizlerin heykellerinin bulunmasının dinen kabul edilip edilmeyeceği konusundaki anlaşmazlık yüzünden ikiye bölünmüştü. İkonoklazmın (put kırıcı) ilk dönemi 730 yılından 787 yılına kadar sürmüş ve İkinci İznik Konseyi’nde ikonalar lehine karar verilmesiyle son bulmuş. Anlaşmazlık 814’de yeniden ortaya çıkmış ve şiddet İkonoklast İmparator Theophilus’un 842’deki ölümüne kadar sürmüş. İkonodül (ikon sever) karısı Theodora ikonalara dini müesseselerin kapılarını yeniden aralamış.

Yazıyı paylaş :