BÜYÜKADA

BÜYÜKADA

Yazıyı Paylaş :

Troçki’nin Sığınağı
Tarihi adı Prinkipo olan Büyükada, Prens Adaları içinde en büyük olanı. Çam ağaçları, erguvanlar, zarif ahşap evler ve trafikten arınmış olmanın huzuru ile İstanbul’dan apayrı bir dünya…Ne zaman giderseniz gidin, ayrı bir güzelliğin sizi karşılayacağı Büyükada ’da  fayton turu yapabilir, deniz kıyısındaki restoranlarda balığın tadını çıkarabilir, tüm sorunları arkanızda bırakıp sadece adayla bütünleşmeyi deneyebilirsiniz.

Prens Adaları’nın tacındaki mücevher olan Büyükada ’da iki tepe var. Aralarında vadi olan İsa Tepesi (164 m.) ve Yüce Tepe (202 m.) sahille çevrelenmiş. Tüm ada topu topu 4.3 kilometre uzunluğunda ve 1.3 kilometre genişliğinde, dolayısıyla adayı yürüyerek veya bisikletle gezmek mümkün. Bununla beraber, çoğunluk faytonları tercih ediyor. Adayı uzun ya da kısa turla dolaşıp nostaljik bir gezi yapıyorlar.

VI.yüzyılda İmparator II. Justin (565-78) muhtemelen Maden denilen bölgede kadınlar manastırı inşa ettirmiş. Bu manastır VIII. yüzyıl sonlarında, kendi öz oğlunu bile kör edebilecek bir karaktere sahip İmparatoriçe Eirene (752-803) tarafından genişletilmiş. Ardından, dikbaşlı veya sakıncalı görülen insanların buraya ya da adalardaki başka manastırlara sürgün edilmesi geleneği başlamış. Son gönüllü sürgünse bir başka Eirene olmuş. Kocası İmparator III. Alexius 1118’de ölünce Büyükada ’ya yerleşmiş.

Adanın, XV. yüzyılda Osmanlıların şehirde ele geçirdiği son yer olduğu düşünülüyor. 1846’ya kadar vapur seferlerinin olmadığı Büyükada, daha sonraları keyfine düşkünler tarafından keşfedilmiş. Yaz sıcaklarından kaçış noktası olmuş. 1909’da Genç Türkler, Sultan II. Abdülhamid’i darbeyle devirmişler ve  adamlarının çoğunu adaya sürmüşler. 1929’da Rus devrimci Leon Troçki de buraya gönderilmiş, ondan sonrakiler ise şehirden kaçıp stressiz bir yaşamı bulmaya çalışan gönüllü sürgünler olmuş.

Büyükada palmiye, çam ve çınar ağaçlarıyla büyüleyici bir güzelliğe sahip, ama ne yazık ki çirkin yapılaşma ve çöp gibi tanıdık problemlerden de nasibini almış. Deniz kıyısındaki yarım kalmış binalar hala manzarayı bozuyor.

İskele Binası
Büyükada ’ya gelen vapurlar 1899 yılında 1. Ulusal Mimari tarzında Mihran Azaryan tarafından tasarlanan iki katlı bir iskeleye yanaşıyor. İskele, Haydarpaşa Garı’nın önündeki iskelenin de çinilerini yapmış olan Kütahyalı üstad Hacı Hafız Mehmet Emin Efendi’nin çinileriyle dekore edilmiş. Bina adadaki ilk sinema dahil olmak üzere değişik amaçlarla kullanılmış. Üst katındaki güzel manzaralı teras şu anda kafe konumunda.

Manastırlar
Büyükada ’da görmekten keyif alacağınız yerler var. Bunların arasında iki tepenin üzerinde yer alan manastırlar da bulunuyor. Yüce Tepe’deki Aya Yorgi Koudonas Manastırı (Çanların Aya Yorgi’si) muhtemelen 963 senesinde İmparator II. Nicephorus Phocas (963-9) zamanında yapılmış. Ama kayıtlarda manastıra ilk olarak XII. yüzyılda rastlanıyor. 1625 yılına dayanan bir hikayede bir çobanın yeraltından gelen çan sesi duyduğu ve yeri kazınca eski bir Aya Yorgi ikonu bulduğu anlatılıyor. İkonun şehre 1204’de gelen Haçlıları gören rahipler tarafından gömüldüğü sanılıyor. Orijinal ikon Fener Patrikhanesi’nde muhafaza ediliyor, burada sadece kopyası sergileniyor.

Günümüzdeki manastır, 1752 ile 1909 arasında yapılmış  yarım düzine kilise ve şapelden oluşuyor ve üç seviyeye yayılmış. İçlerinden birinde mucize beklentisi ile akıl hastalarını bağladıkları zincir de görülebilir. Her sene 23 Nisan’da Aya Yorgi Günü’nde insanlar burayı ziyaret ediyor. Ziyaretçilerin bir kısmını Rumlar oluşturmasına rağmen Hıristiyan olmayanlar da geliyor. Kimileri çıplak ayakla yürüyorlar. Ağaçlara kağıt ve plastik parçaları bağlıyorlar, ip makaralarını dallara sardırarak tepeye çıkıyorlar.

İsa Tepesi’ndeki Sotiros Christou (Kurtarıcı İsa) Manastırı Bizans döneminde yapılmış. Rum Patrikhanesi’nin XVI. yüzyıl sonunda restore ettirdiği manastır, Osmanlı döneminde Rum tüccarlar ve bir Fener soylusunun katkılarıyla ayakta kalmış. XIX. yüzyıl boyunca birçok patrik bu manastırda yaşamış. Bugün, orijinal binalardan sadece ikonastasisin olduğu bina, iki katlı güney kanadı ve dış binaların bazıları kalmış.

Üçüncü manastır adanın doğu tarafında, sahile yakın olan Aya Nikola Manastırı. Hakkında en eski referansı XVII. yüzyılda gördüğümüz manastır 1852’de tamamen yanmış. Gördüğünüz bina 1860’da, narteksi ise 1873’de yapılmış.

Diğer İbadet Yerleri
Bir zamanlar Büyükada ’da Rum nüfus çok fazlaydı. Ana yerleşim bölgesindeki iki Rum Ortodoks kilisesini bugün de görebilirsiniz. Panayia (Meryem Ana) Kilisesi 1735 yılında adanın başka bir yerinde yapılmış ve şu anki yerine 1793’de taşınmış, XIX. yüzyıl sonunda ise baştan başa yenilenmiş. Bugün sahip olduğu en etkileyici öğe, mimberi. İkinci kilise Rum mimar Fistikos Kalfa tarafından 1856-60 yılları arasında inşa edilip adanın koruyucu azizi Demetrius’a adanmış ve tüm adalar için piskoposluk merkezi olan kilise. Üçüncü bina, Fransisken San Pasifico Kilisesi’nin yapım tarihi ise 1866. İtalyan sanatçı Giovanni Battista tarafından yapılan ve azizler Pacifico, Ignatius ile Sophia’yı Prens Adaları’nın üzerinde uçarken gösteren tablo bu kilisede görülebilir. Sade bir tarza sahip Ermeni Katolik Surp Astvazazin Verapohum Kilisesi de aynı tarihlerde yapılmış.

Büyükada ‘daki en güzel cami olan Hamidiye, Sultan II. Abdülhamid döneminde 1892-3 yıllarında yapılmış. Adada ayrıca 1903 de inşa edilmiş bir sinagog da var.

Evler ve Köşkler
Büyükada muhteşem köşklerden biri Çankaya Caddesi’ndeki yeni restore edilmiş olan Con Paşa Köşkü, Aşil Politis tarafından adalara vapur seferlerini başlatan Con Paşa yani Trasivolos Yannaros için 1880’de yapılmış. Con Paşa Köşkü’nün aksine, diğer bazı köşkler Avrupa’dan kopyalanmış. Örneğin Kadıyoran Caddesi 3 numaradaki  Yelkencizade Köşkü, mimar Josef Maria Olbrich’in Viyana’daki bir bina için yaptığı plana göre inşa edilmiş.

Bir diğer harika köşk Çankaya Caddesi 21 numaradaki Fabiato Köşkü, 1878’de yapılıp 1998’de unutulmaz işlere imza atan Çelik Gülersoy tarafından restore ettirilmiş. Yazları konserlerin düzenlendiği hoş bir bahçesi olan bina bir kültür merkezine dönüştürülmüş. Yakınlarda 31numarada bulunan, gözetleme kuleli ve kırmızı tuğlalı Mizzi Köşkü, 1894-5 yıllarında Raimondo d’Aronco tarafından avukat Giovanni Mizzi için yapılmış. Bina Art Nouveau tarzına yakınken, balkon detayları ve  lambaları tamamen Jugendstil tarzını yansıtıyor. Biraz ileride, 44 numaradaki Adalar Kaymakamlığı bir zamanlar Hacopulo Köşkü olan binada yer alıyor. Ön yüzeydeki boyaları dökülmüş olsa da, tavandaki freskler hala duruyor.

Büyükada Anadolu Kulübü
23 Nisan Caddesi’nde, Prinkipo İngiliz Yat Kulübü için 1906 senesinde yapılan bu zarif bina, Cumhurbaşkanı İnönü, İran Şahı ve Romen diktatör Nikolay Çavuşesku gibi pek çok ünlü kişiyi ağırlamış. Atatürk te burada kalmış ve odası olduğu gibi muhafaza ediliyor. Kulüp üyelere ve misafirlerine açık.

Türkiye’nin En Güzel Caddesi
Çankaya Caddesi’nde XIX. ve XX. yüzyıllarda yapılmış, çoğu bakımlı bahçelerde yer alan evler sıralanıyor. Ülkede bundan daha güzel bir cadde var mı, bilinmez…

Büyükada’da kim kimdir?
Adanın diğer ünlü sakinleri ya da ziyaretçileri arasında Şehbal Sokağı’ndaki Vatikan Büyükelçiliği köşkünde 1933-3 yıllarında Papalık İstanbul elçisiyken kalan Angelo Guiseppe Roncalli, ya da Papa olduktan sonraki adıyla XXII. John da var. Eserleri İstanbul Modern’de sergilenen, Ürdün Emiri Zeid’in eşi, ressam Fahrelnissa Zeid ile Bodrum ve mavi yolculuğu popüler hale getiren Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı da var. Şakir Paşa sülalesinden gelen Fahrelnisa Zeyd ve Kabaağaçlı Şehbal Sokağı’ndaki Rosolato Köşkü’nde kalmışlar.

NASIL GİDİLİR?
Kabataş, Kadıköy ve Bostancı’dan düzenli olarak gemi ve tekne seferleri var (www.ido.com.tr). Hafta sonları ve okulların tatil olduğu zamanlarda çok dolu olabileceğini unutmayın.

NE YAPILIR?
Bisiklet kiralayıp kendi istediğiniz gibi bir gezi yapabilirsiniz. Kiralık bisikletleri yine saat kulesinin yanında bulabilirsiniz. Yüzmek için Yörük Ali Plajı’na ya da Büyükada Spor Kulübü’ne gidin.

BİLGİ

“Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin. Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!”
  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

“Aya Yorgi Manastırı bir perinin geride bıraktığı oyuncak bir ev gibi.” Constantinople during the Crimean War, Emilia B.M. Hornby, 1863

Şeytan İmparatoriçe

Atina’da soylu bir ailenin kızı olarak doğan imparatoriçe Eirene, IV. Leo (775-80) ile evlenmiş. Kocasının ölümü üzerine oğulları VI. Konstantin henüz 10 yaşında olmasına rağmen tahta geçmiş. Perdenin arkasından imparatorluğu yöneten, Eirene İkonoklastik dönemde ortadan kaldırılan ikonları kiliselere yerleştirmekten sorumluymuş. 20 yaşına geldiğinde Konstantin gücü annesinin elinden almış ve ona olması gerektiği yeri hatırlatmış. İmparatoriçenin yeniden yönetime dönmesi ise sadece iki yılını almış. 797’de Eirene oğlu Konstantin’i kör ettirip Büyükada’daki manastıra sürgüne göndermiş. İki yıl sonra Konstantin adada ölmüş. Eirene Bizans’ı tek başına yöneten ilk kadın olmuş ve iktidarı tam beş yıl sürmüş. 802’de tahttan indirilmiş. Önce Büyükada’ya sonra da öldüğü Midilli Adası’na sürülmüş. Naaşı Büyükada’ya getirilmiş ve oğlunun yanına gömülmüş.

Sürgünde Devrim - Troçki ve Büyükada

1929 yılında Lev Troçki Rusya’dan Büyükada’ya sürgün edilmiş. Çankaya Caddesi’ndeki İliasko (İzzet Paşa) Köşkü’nde “Rus Devrim Tarihi” üzerine çalışmalarını sürdürmüş. Troçki’nin kaldığı bu köşkün aslında Konstantinos İliasko adındaki bir bankere ait olması tam bir ironi. Bankerden sonra bu köşkte Abdülhamid’in gizli polis örgütünün şefi oturmuş. Troçki adada sürekli bir suikast kuşkusuyla yaşayarak 1933’e kadar kalmış. 1940 senesinde Meksika’nın başkentinde bir buz kıracağı ile öldürülmüş.

Yetim Kalmış Rum Yetimhanesi

İsa Tepesi’nin yamacında, Japonya, Nara’daki Todaiji Tapınağı’ndan sonra dünyada ikinci, Avrupa’da da en büyük ahşap yapı olan altı katlı bir bina var. Orijinal olarak 1898’de bir Fransız şirketi tarafından otel ve kumarhane olarak yaptırılmış ve Alexandre Vallaury tarafından tasarlanmış. Sultan II. Abdülhamid izin vermeyince, 1902 yılında zengin bir Rum bankerin dul eşi tarafından satın alınıp bir yetimhane olarak kullanılması şartıyla patrikhaneye bağışlanmış. Padişah yetimhaneye bağış yapmakla kalmamış, vergiden de muaf tutmuş. Yetimhane 1903’de açılmış ve 1964’e kadar bu işlevini sürdürmüş, sadece I. Dünya Savaşı’nda Kuleli Askeri Lisesi buraya taşınmış. Şu anda, devletle patrikhane arasında süren ve yılan hikayesine dönen dava dolayısıyla yıkılmak üzere. Çok önemli bir tarihi eser daha İstanbul’da son günlerini yaşıyor.


Yazıyı Paylaş :