ÇIRAĞAN SARAYI

ÇIRAĞAN SARAYI

Yazıyı paylaş :

Küllerinden Doğan Saray
1856 senesinde bir dizi eski sarayın yerine yapılan Çırağan, Osmanlı’nın son dönem tarihine yakından tanıklık etmiş. 1910 yılında çıkan büyük yangında harabeye dönmüş ve restore edilip otele dönüştürüldüğü 1980’li yıllara kadar değeri bilinmeden öylece kalmış. Bugün Çırağan Sarayı, arkasındaki Yahya Efendi Türbesi ve Yıldız Parkı ile birlikte XIX. yüzyıldan kalma hoş bir tabloyu andırıyor.

Gemiyle Boğaz turu yaparken zümrüt yeşili Yıldız Parkı’nın önünde yer alan zarif sarayı görmemeniz mümkün değil. Toplam 80 bin metrekarelik bir alana yayılan Çırağan Sarayı ’nın yapımı tam dört yıl sürmüş, dört milyon da altın harcanmış. Bu güzellik için harcanan zamana da paraya da değmiş değmesine ama Avrupalılardan borç alınarak yapılmış herşey.

Çırağan Sarayı ’nın bulunduğu bölgenin Sultan I. Ahmed’in padişahlığına (1603-17) kadar uzanan bir geçmişi var. O zamanlar Kazancıoğlu Bahçeleri’nin bir parçasıymış saray. Sonra III. Ahmed’in sadrazamı Damat İbrahim Paşa burada eşi Fatma Sultan için Ferahabad Sarayı’nı yaptırmış. Paşa’nın bu sarayda düzenlediği ve onu tarihte meşhur eden lale dönemi partilerinde sağlanan müthiş aydınlatma bu sarayın adının da kaynağı olmuş, saraya Farsça’da “ışık dolu” anlamına gelen “çerağ” kelimesinden türeyen Çırağan ismi verilmiş.

III. Ahmed’in 1730 senesinde tahttan indirilmesiyle kapanan sarayın kapılarını yabancı ülke elçilerini ağırlamak için I. Mahmud yeniden açmış. XVIII. yüzyıl sonlarına doğru ise sarayın yerine III. Selim’in kızkardeşi Beyhan Sultan için yeni bir yazlık saray yapılmış. Sultan II. Mahmud’un padişahlığı zamanında Ermeni mimar Garabet Balyan tarafından genişletilen ve kışın da kullanılabilir duruma gelen sarayın adı “Beyaz Saray” olarak anılmış. Saray Osmanlı Hanedanı için önemli roller oynamış;  Sultan I. Abdülmecid, Sultan V. Murad, II. Abdülhamid ve V. Mehmed Reşad burada doğmuşlar. Daha ihtişamlı olan Dolmabahçe Sarayı tamamlanınca Abdülmecid’in boşalttığı Beyaz Saray, daha büyük bir saray yaptırılması amacıyla 1856 senesinde yıktırılmış.

Sultan Abdülaziz Balyan ailesini bu yeni saray üzerindeki çalışmaları tamamlamakla görevlendirip mimarları İspanya’daki Elhamra Sarayı ve diğer Mağribi mimariye sahip binaları incelemeye göndermiş. Amacı batılı bir tarzda olan eski sarayın yerine yapılacak olan sarayın daha doğulu bir üsluba sahip olmasıymış, ancak mimarların yaptıkları işe o kadar çok karışmış ki planı tam 20 kez değiştirmek zorunda kalmışlar. 1874 senesinde tamamlanan saraya taşınan Abdülaziz nemden şikayet edip Dolmabahçe’ye geri dönmüş. Ancak bazıları sultanın sarayda oturamamasını, saray yapılırken burada bulunan derviş tekkesinin yıkılmasının kendisine kötü şans getireceğine olan inancına bağlamışlar. İki yıldan az bir süre sonra da ölmüş padişah. Kimine göre intihar etmiş, kimine göre öldürülmüş. Tahta geçen yeğeni V. Murad’ın padişahlığı ise sadece 93 gün sürmüş, akıl hastalığından muzdarip olan V. Murad’ın devleti yönetemeyeceği kesinleşince yerine kardeşi II. Abdülhamid getirilmiş.

Murad’ın hapsedildiği Çırağan Sarayı ’nda, 1878 yılında “Çırağan Vakası” denen bir olay yaşanmış. Şehzade Camii’nde hocalık yapan Ali Suavi, bir asi gurubuna liderlik etmiş ve Murad’ı kurtarıp yeniden tahta geçirmek için başarısız bir hamlede bulunmuş. Ardından devrik sultan, daha güvenli olduğu düşünüldüğü için, Çırağan Sarayı ’na mermer bir köprü ile bağlanan Yıldız Parkı’ndaki Malta Köşkü’ne taşınmış.

Murad 1905’te ölmüş. Çırağan Sarayı ’nın yıldızının yeniden parlaması ise 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra seçilen yeni parlamentoya ev sahipliği yapması sırasında yaşanmış. II. Meşrutiyetçiler, Sarayı meclis binası olarak kullanmışlar. 1910 yılında meydana gelen yangında bina, içindeki pek çok paha biçilmez antika ve evrakla beraber beş saat gibi kısa bir zamanda yanmış. Daha sonraki yıllarda da kaderiyle baş başa bırakılmış. Öyle ki kendi stadyumları yapılana kadar Beşiktaş futbol takımı için geçici bir çalışma alanı olmuş. Bugün otel olan bölüme Beşiktaş Şeref Stadı’nı yapılmış.  Saray, 1980’li yıllarda restore edilerek 1990’da açılan Kempinski Hotel zincirinin bir parçası oldu. Hotel 2007 yılında bir restorasyon daha geçirdi ve aralarında Pavarotti, Sting, Bill Clinton, Kofi Annan, JFK’in oğlu John F. Kennedy Jr. ve Oprah Winfrey’nin de bulunduğu çok sayıda ünlü konuğu ağırladı.

Yahya Efendi Türbesi
Otelden tepeye doğru yapacağınız kısa bir yürüyüşle ulaşacağınız Yahya Efendi (1495-1570) Türbesi, gözlerden uzak bir yer. Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman’ın yakın dostlarından biriymiş. Sinan tarafından 1570’li yıllarda inşa edilen türbesi seferlerden sağ salim dönen denizcilerin şükranlarını sunmak için uğradıkları bir yer haline gelmiş. Aralarında Kanuni’nin kızlarından biri de olan hanedan üyelerinden bazıları buraya gömülmüş.

Feriye Sarayları
Çırağan Sarayı ’nın her iki tarafında da hanedanın diğer üyeleri için yapılan çok güzel saraylar çarpacak gözünüze. Bir zamanlar Osmanlı Hanedanı’ndan, padişahın uygun gördüklerinin oturduğu binalardan Beşiktaş’a en yakın olanı Four Seasons at the Bosphorus Hotel (Atik Paşa Sahil Sarayı), en uzak olanı ise Boğaz Köprüsü’nün hemen altındaki Hatice Sultan Yalısı. Sultan Abdülaziz 1874 senesinde şu an Kabataş Erkek Lisesi olarak kullanılan yalıda vefat etmiş. Galatasaray Üniversitesi’ne ait olan sarayların en güzelinde üniversitenin yabancı dil bölümü çalışmalarını sürdürüyor.  Geçmişte sarayların güvenliğini, şu anda Feriye Lokantası olarak kullanılan XIX. yüzyıldan kalma, Feriye (Tabya) Karakolu sağlarmış.

 

BİLGİ

“Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin. Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!”
  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

Yazıyı paylaş :