CUNDA

CUNDA

Yazıyı Paylaş :

Son yıllarda Ayvalık’ın gör – görül yeri haline gelen popüler çocuğu olmakla; bohem ve karizmatik bir dost olarak köşesinde vakarla durmak arasında gidip geliyor Cunda. Taş evleri restore edildikçe sokakları daha bir güzelleşiyor. Koç Ailesi’nin adanın kültür varlıklarını yaşatmakta gösterdiği özen sayesinde entelektüel kimliğiyle öne çıkıyor.

Eğer hala gitmediyseniz, Cunda’ya muhakkak düşürün yolunuzu. Bir daha ne zaman döneceğinize kendiniz karar verirsiniz ama tanıştığınıza asla pişman olmazsınız. Belki sakince tarihin bıraktığı ayak izlerini takip eder belki neşeyle adalı olmanın rahat hallerinin kucağına bırakırsınız kendinizi… Bazen “zamanı durdurdum” yanılsaması yaşayabilir bazen “her şeyi bırakıp yeni bir hayat mı kursam” planlarının ortasında yürürken bulursunuz zihninizi…

Yerleşime açık tek ada

Cunda, Ayvalık’a bağlı irili ufaklı 22 adadan biri. Ve içlerinde yerleşime açık olan tek ada. 1973 yılında sit alanı ilan edilerek korumaya alındı; Türkiye’nin sit alanı ilan edilen ilk kasabası olma özelliğine sahip. Dar sokaklar, taş evler, evlerden fışkıran çiçekler, her biri “bu ada benim” rahatlığındaki kediler, harika manzaralar, mübadil zenginliğiyle tatlanan muhteşem Ege mutfağı ve bolca huzur diye tek cümlede tarifleyebilirim size Cunda’yı. Yazıyı burada bitirmeyeceğime göre, bu tek cümledeki güzelliklerin açılımına ortak edeyim okurlarımı.

Heredot’tan Piri Reis’e

Cunda’ya dair en eski anlatı M.Ö. 459 yılına, tarihin babası kabul edilen Heredot’a uzanıyor. Ekatonisos adıyla bahsetmiş Yunanlı tarihçi. Sonraları adadaki birbirinden güzel çiçeklere ve otlara atıfla “mis kokulu” anlamına gelen Moshonisia denmiş. Piri Reis ise Yund Adaları içinde söz etmiş. Çok uzun yıllar kullandığı ve bugünkü gayri resmi adı olan Cunda ise İtalyanca kökenli bir denizcilik terimi; “yelken açmak” anlamına geliyor. Resmi adı da Alibey Adası. Kurtuluş Savaşı’nda Yunan birliklerine teslim olmayı reddederek silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin komutanı olan Yarbay Ali Çetinkaya’dan almış  bu ismi.

2 Bine Yakın Taş Ev

Cunda sadece taş evleri ve Arnavut kaldırımlı dar sokaklarıyla bile görülmeye değer. Adada, 2 bine yakın tarihi ev var. SİT alanı ilan edildiği için koruma altındalar. Bir kısmı restore edildi bir kısmı sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Sokaklarını adımlarken dökülmüş duvarlar, insan yüzüne hasret pencereler de göreceksiniz;  geçirdiği restorasyonla gençleşen asırlık evler de… Birbirinden güzel ahşap kapılara ve her biri ince bir işçilikle sadece bir zevkin birleşiminden doğan kapı kollarına özellikle dikkat edin.

Sarımsak Taşı

Ayvalık’tan çıkarılan dünyaca ünlü sarımsak taşı, bu evlerin ana malzemesi. Lav birikintisiyle oluşan bu taş hem işlenmesindeki kolaylık hem de dayanıklılığı nedeniyle tercih edilmiş. Bir de doğal klima etkisi sağlıyor; dışarıda hava kaç derece olursa olsun sıcağı hapsederek evlerin içinin serin kalmasını sağlıyor.

Türkiye’nin İlk Boğaz Köprüsü

İstanbul’un iki yakasını birleştiren köprüyü ülkemizin ilk boğaz köprüsü olarak biliyorsanız yanılıyorsunuz. Çok daha iddiasız bir yapı ama Türkiye’nin ilk boğaz köprüsünün yolu Cunda’ya çıkıyor. Üstelik İstanbul’dakinden 9 yıl önce, 1964’te yapılmış. Ayvalık ile Cunda arasında küçük bir ada daha var; Lale Adası. İşte bu köprü Lale ile Cunda’yı birbirine bağlıyor. Siz de adaya ister arabanızla isterseniz köprüyü kullanan dolmuşlar aracılığıyla ulaşabiliyorsunuz.

Haydi Kulaç Atmaya

Cunda’ya sadece etrafı keşfetmek için gidilmez. Burası bir ada ve serin Ege sularının tadını çıkarmazsanız yazık olur. Adanın en güzel plajları Çataltepe, Pateriça, Duba, Cunda ve Arkadeniz. Çataltepe nispeten daha kalabalık, Pateriça’nın suyu ise daha sığ. Arkadeniz ise ulaşmak için gösterdiğiniz çabaya değecek güzellik ve sakinlikte.

DİPNOT

Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin.

Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!

  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

AKLINIZDA OLSUN

Ege mutfağının en güzel lezzetlerini tadacağınız, Girit yemekleriyle midenizin bayram edeceği bir yer Cunda. Özellikle akşamüzeri başlayan hareketlilik ve etrafınızdaki herkesin hayatın tadını çıkarma halleri günü, saati unutturuyor. Tarihi Taş Kahve’yi Cunda’nın mecburi istikameti kabul edebilirsiniz. Bir masaya oturup o atmosferi solumadan giderseniz, Cunda ziyaretiniz yarım kalmış demektir. Sahil hattı taze balık ve harika mezeler bulabileceğiniz restoranlarla dolu. Lokma ve sakızlı kurabiye yemeden dönmeyin.

DAHASI VAR

Bölge hakkında daha fazlasını merak edenler “Cunda’nın Yıldızları”, “Ayvalık”, “Şeytan Sofrası ve Efsaneler” yazılarıma göz atmayı da unutmayın.


Yazıyı Paylaş :