DENİZLİ

DENİZLİ

Yazıyı Paylaş :

Aslında Denizli bugünkü şehrin bulunduğu yerden 6 km daha kuzeye kurulmuş ama sonra su daha bol olduğu için bugünkü yerine taşınmış. Laodikeia’dan evrilen; Ladik, Lazik ve Lazikkiye şehrin eski isimleri arasında. Tongozlu, Tengüzlü, Dinuzlu gibi aynı kökten evrilen birçok isim verilmiş. “Tengiz” eski Türkçe’de “deniz, okyanus” anlamına geliyor. Şehirde deniz yok ama gölü, sulak alanı bol olduğu için böyle adlandırıldığı belirtiliyor. Bazı araştırmacılarsa, geçmişte Laodikya Ovası’nın ortasında bulunan bir gölden dolayı bu ismin verildiğine işaret ediyor. Şehirde hüküm süren uygarlıkların bıraktığı zengin bir miras var. Hitit, Frig, Ion, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı izleri farklı biçimlerde çıkıyor karşınıza. 30’a yakın antik kente, 20’yi aşkın höyüğe sahip olduğunu da eklersem, Denizli’nin tarihi dokusu biraz daha netleşir zihninizde.

Terapi Noktası Karahayıt

Denizli şifalı sularıyla meşhur bir kent. Karahayıt ise tam manasıyla bir sağlık ve terapi noktası. Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın da burada yıkandığı ve çamur banyosu yaptığı anlatılır. Tam 5 bin yıldır sudan gelen sağlık için insanların akın ettiği bir nokta. Suyun kaynağından çıkış hali tam 58 derece. Gittiğinizde termal temalı otellerde konaklayabilirsiniz; birçok seçenek var. Üstelik Pamukkale’ye de çok yakın; sadece 5 kilometre.

Ege’nin En Yüksek Zirvesi

Şehir doğa turizmi için adeta hazine değerinde. Honaz Milli Parkı da hazinenin kaşıkçı elması gibi… Honaz Dağı’nı da içine alan parka iki yerden girebilirsiniz. Ama önerilen Denizli-Muğla yolu üzerindeki Cankurtaran mevkiini kullanmak. Aklınızda olsun, 2 bin 528 metre ile Ege Bölgesi’nin en yüksek zirvesi de parkın sınırları içinde. Belki klişe olacak ama içerisi tam manasıyla bir doğa harikası. Birbirinden güzel ağaçlar içinde çam türleri ağırlıkta. Özellikle sonbaharda doğaya aşık olmak için sayısız sebep verecek görüntülere tanıklık edebilirsiniz.

Birbirinden Güzel Göller

Çivril ya da diğer adıyla Işıklı Gölü hem manzarasının güzelliği hem de barındırdığı kuş varlığı ile öne çıkıyor. Çivril Ovası’ndaki gölün çevresi, zaman zaman yaban hayvanlarına da gezinti rotası oluyor. Denizli-Afyonkarahisar arasındaki Acıgöl, Çardak Gölü adıyla da biliniyor. Aslında yer aldığı sınır itibariyle Denizli Afyon arasında paylaşılmış durumda. Türkiye’nin tek dünyanın ise ikinci büyük, temiz ve doğal sodyum potansiyeline sahip kapalı havzası. Ülkemizdeki sodyum sülfatın tamamına yakını buradan karşılanıyor. Denizli – Ankara yolu üzerindeki Kaklık kasabası yakınındaki Saklıgöl ise adının hakkını verir cinsten. Göle ulaşım biraz zorlu olduğu için bakir kalmış ve tahmin edeceğiniz üzere en güzel korunmuş doğa da burada.

Şelale Rotaları

Merkezden 70 kilometre uzaklaşarak ulaşacağınız Güney Şelalesi, 1. Derece SİT Alanı. Çok görkemli bir şelale beklemeyin ama doğası nefis. Etrafındaki yemyeşil dokuyla bütünleşerek huzur saçan şelalenin yüksekliği 20 metre. Etrafındaki piknik alanlarını da değerlendirebilirsiniz. Çivril yakınındaki Gümüşsu Şelalesi adını suyun kalitesinden almış. Yaklaşık 30 metreden süzülen su hem tatlı hem de çok soğuk.

Tarihi Kaleiçi

Şehir içinden bahsederken önce Kaleiçi’ni anlatmam gerek size. Denizli’nin merkezindeki en hareketli ve turistik nokta buradaki tarihi çarşı. Yerleşimin 11. yüzyıla dek uzandığı Kaleiçi, özellikle Selçuklu ve Osmanlı döneminde gözde günlerini yaşamış; birçok Anadolu beyliği tarafından da kullanılmış. Gittiğinizde bu görkemli tarihi düşünerek atın adımlarınızı… Dış surlar artık yok ama iç surların kalıntıları yer yer duruyor. Çarşıda ise geleneksel el sanatları atölyeleri ve satış mağazaları var. Takılar, dekoratif ürünler, demir ve bakır eşyalar görecekleriniz arasında. Denizli halkının sosyal yaşamına dahil olmak için gideceğiniz bir başka adres ise Çamlık olsun. Restoranlar, kafeler ve nerdeyse haftanın 7 günü eksik olmayan kalabalığıyla şehrin en hareketli noktaları arasında.

Bin Yıllık Karaçamlar

Eğer vaktiniz varsa ve Denizli’yi sadece popüler rotalarıyla değil farklı değerleriyle tanımak isterseniz, Beyağaç Anıt Karaçam Ormanı’na gidin. Yaşlarının bin ile bin 300 arasında değişen bu ağaçlar UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmeye de aday.

Kuşbakışı Denizli

Türkiye’nin en güzel teleferik hatlarından biri Denizli’de. Biniyorsunuz ve bırakıyorsunuz kendinizi yeşilin enginliğine. Merkezdeki Bağbaşı Kent Ormanı’ndan başlayıp Bağbaşı Yaylası’na kadar uzanıyor. 300 metreden 1.400 metreye yükselerek aldığı yolu 6 dakikada tamamlıyor. Sonrası da alabildiğine yeşil çünkü artık Bağbaşı Yaylası’ndasınız. Doğayla uyumlu ahşap kulübeleri, piknik alanları, alışveriş noktaları ile Denizli halkının en popüler dinlence mekanlarından biri. Merkezden kolayca ulaşılmasının etkisiyle fazlaca müdahaleye maruz kalmış, tam bir yayla görüntüsü yok ama keyifli.

Biraz Yayla Havası?

Denizli’nin yaylalarını daha önce duydunuz mu bilmem. Karadeniz yaylaları kadar meşhur olmasa da ufak ufak turizme kazandırılma yolunda ilerliyor. Dilerim, akıbeti Karadeniz yaylalarına benzemez! Buldan’a 8 kilometre mesafedeki Süleymanlı Yaylası gözdelerden biri. Buldan Gölü’nün ve çam ağaçlarının birlikteliğinden doğan manzara doyumsuz. Tertemiz havası ile uzun yürüyüşler ve doğayla baş başa kalmak için ideal. Beyağaç yakınlarındaki Topuklu Yaylası. 1.700 metre rakımlı; ister çadır atıp konaklayabilir isterseniz günübirlik gidip piknik yapabilirsiniz.

Yatağan’a birkaç kilometre uzaklıktaki Kefe Yaylası da ufak ufak turizme kazandırılmış durumda. Dört bir yanınız çam ve ardıç ağaçlarıyla kaplı. Temiz havayla yaktığınız enerjiyi toplamak için civarda birkaç lokanta da var.

YAZAR ÖNERİSİ: Denizli’yi tam anlamıyla keşfetmek için; sitemdeki Pamukkale – Hierapolis, Laodikya, Buldan – Babadağ yazılarımı okumayı da unutmayın.

DİPNOT

Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin.

Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!

  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

DENİZLİ HOROZU

Denizli’nin horozu sadece bugün meşhur değil, yaklaşık 2000 yıl önce de şehrin sembolleri arasındaymış. Laodikya Antik Kenti’nde yapılan kazılarda hem öten horoz kabartması hem de iki dövüşçü horoz kabartması bulunmuştu. Şarkılara, türkülere konu olan bu meşhur horozun en büyük özelliği uzun ötüşü ve güzel sesi. Günümüzde ötüşlerine sınıflama bile yapılmış; net ses, hüzünlü ses, cırtlak ses ve dalgalı ses. Ötüş sırasında vücutlarının aldığı şekle göre bile farklı sınıflamalar yapılıyormuş; Aslan Ötüş, Kurt Ötüşü, Yiğit Ötüşü, Pus Ötüşü. Denizli horozları renkleri, vücut ve tüy yapılarıyla da diğer horozlardan ayrılıyormuş. Ben yakından bakmadım ama  gözleri de sürmeliymiş.

ÖZAY GÖNLÜM

Özay Gönlüm, halk müziğinin ustaları arasında yer alır. Kendi tasarladığı ve yaren adını verdiği üçlü bağlaması eşliğinde yöresel ağızla söylediği türküler, sadece Ege’de değil ülkenin her yerinde çok sevilmiş. Anlattığı türkü hikayeleri ve mizah anlayışıyla da hala hafızalarda… Denizli’ye gittiğinizde 2000 yılında sonsuzluğa uğurladığımız ustaya da bir selam gönderin ve tam 200 türkünün derleyicisi olduğunu anımsayın.

NE YENİR?

Denizli’nin kendine has birçok lezzeti var. Örneğin leblebisinin pek meşhur olduğunu duymuş muydunuz hem de çeşit çeşit. Özellikle karanfilli leblebi çok seviliyor. Yanık yoğurt da mutfağının farklarından. İsli lezzetleri seviyorsanız ister yoğurt ister ayran olarak deneyebilirsiniz. Buldan’a gittiğinizde otlu pidenin tadına bakabilirsiniz. Bir de tahinli pide şehirde karşınıza sıkça çıkacak, mutlaka tadın. İsterseniz bal, kaymak ve ceviz de ekletebilirsiniz. Ve yöresel marka Zafer Gazozu’nu içmeyi unutmayın.


Yazıyı Paylaş :