HEYBELİADA

HEYBELİADA

Yazıyı paylaş :

Halki ’den Heybeli ’ye
Eski adıyla Halki, Prens Adaları’nın ikinci büyük adası ve en yeşili. Heybeliada ’da 5.500 kişi yaşıyor. Büyükada’da gördüğünüz pek çok özelliği burada da bulacaksınız; çamlarla kaplı tepeler, eski güzel ahşap evler ve araç trafiğinin olmadığı keyifli sokaklar… Heybeli’de, adanın çevresini faytonla dolaşabilirsiniz. Manzaranın tadına varmak için ulaşım aracı olarak bisikleti, daha da iyisi yürümeyi seçebilirsiniz.

Antik çağlardaki Yunan filozofu Aristoteles, Halki’de o zamanlarda bakır bulunduğunu ve adanın Yunanca bakır anlamına gelen adını buradan kaynaklandığını söyler. Bakır madeni çok uzun zamandır kapalı. Ada şimdiki ismini heybeye benzeyen şeklinden almış. Burada daha fazla tepe olmasına rağmen tepelerden hiçbiri Büyükada’dakiler kadar yüksek değil; Ümit Tepesi (85 m.), Değirmen Tepesi (136 m.), Köy Tepesi (128 m.) ve Baltacıoğlu Tepesi (98 m.).

XVI. yüzyılda ada İstanbul’daki vebadan kaçmak isteyen zengin Hıristiyanların sığınma noktasıymış. XX. yüzyıl başlarında yangınlar ve depremlerden çok çekmiş. 1924’te Yeşil Burnu’nda açılan yeni sanatoryum adanın geleceğini etkilemiş. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı ve ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü sanatoryumda bir süre kalmış, ondan sonra da adayla bağlarını hiç koparmamış. Bu bağ adanın nüfusunun artmasına katkıda bulunmuş. Sanatoryum 2006’da kapandı. Ada geçmişte Rum Ortodoks rahipleri yetiştiren okuluyla da ünlü.

İskelenin yakınındaki kıyı şeridinin bir kısmı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın denetiminde olduğu için ne yazık ki ziyaretçilere kapalı. Gene de tadını çıkarabileceğiniz bir sahil yolu var. Hem yazar ve politikacı Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) hem de gazeteci, yazar ve tarihçi Ahmed Rasim (1865-1932) burada yaşamışlar. Her ikisinin de bir zamanlar oturduğu evler hala duruyor, gezi rotanıza ekleyebilirsiniz. Adadaki spor kulübü eski Rum İlkokulu’nun yerinde bulunuyor.

Deniz Lisesi
İlk olarak 1773’de burada kurulan ama daha sonra Kasımpaşa’ya taşınan lise, XIX. yüzyıl ortalarında tekrar Heybeli’ye dönmüş. Türkiye Cumhuriyeti’nin doğumuyla Deniz Harp Akademisi olarak adlandırılan okul 1985’te Tuzla’daki geniş kampüsüne taşındı. O tarihten itibaren burası deniz lisesi olarak kullanılıyor. Atatürk  buraya özel yatı Savarona ile gelmiş. Aralarında son İran Şahı Rıza Pehlevi, Yugoslavya Devlet Başkanı Mareşal Tito ve Pakistan Başbakanı Zülfikar Ali Butto’nun da bulunduğu pek çok devlet adamı okulu ziyaret etmiş.

Heybeli’nin barındırdığı mücevherlerin en önemlilerinden biri Panaghia Kamariotissa Kilisesi (Kemerlerin Meryemi) ama ziyaretçiler tarafından görülemiyor, çünkü deniz lisesinin sınırları içinde kalıyor. İçindeki dini objeler ise Ruhban Okulu’na taşınmış. Panaghia Kamariotissa Kilisesi aynı isimdeki manastırın bir parçasıymış ve İstanbul’un 1453’teki fethinden önce yapılmış son Bizans kilisesiymiş. Bir diğer özelliği ise Fener’deki Moğolların Meryemi Kilisesi ile birlikte dört yapraklı yonca modelinde inşa edilen İstanbul’daki ikinci kilise olması. Burada gömülü altı Rum Ortodoks patriği arasında, Sultan IV. Murad tarafından 1638 senesinde idam edilene kadar patriklik görevini tam altı kez üstlenmiş olan Cyril Lucaris de var. 1828’deki Türk-Rus Savaşı boyunca birçok Rus savaş esiri burada tutulmuş. Bu esirlerden ölen 300 kadarı için Aşıklar Yolu’nda bir anıt yapılmış. 1923’teki Türk-Rum Mübadelesi sırasında, Anadolu’dan gelen çok sayıda Rum çocuk manastırın yanındaki yetimhanede barındırılmış. Zeminde ayrıca Kraliçe I. Elizabeth’in Osmanlı İmparatorluğu’na gönderdiği ikinci elçi olan ve 1597’de ölen Edward Barton gömülü. (Mezartaşı daha sonra Selimiye Kışlası’nın yanındaki İngiliz Mezarlığı’na taşınmış).

Ruhban Okulu (Aya Triada Manastırı)
Heybeliada ’nin manastırlarının tarihi biraz belirsiz, ancak Aya Triada (Kutsal Üçleme) Manastırı’nın ilk olarak IX. yüzyılda Ümit Tepesi’nde inşa edildiği sanılıyor.  Samatya’daki Studius Manastırı’nın Baş Rahibi Theodore, İmparator V. Leo tarafından İkonoklazmaya muhalefetten adaya sürgün edildiği zaman manastırı yaptırmış. Bununla beraber, 820 senesinde bir suikaste kurban giden  imparatorun eşiyle çocukları da Heybeli’ye sürülmüş. Etme bulma dünyası. Kutsal Üçleme, kendisi de buraya iki kez sürülmüş olan Patrik I. Photius tarafından restore edilmiş. Patrik 890 yılında öldüğünde manastıra gömülmüş. Daha sonra aziz ilan edilen patrik, buradaki okulun koruyucusu haline gelmiş.

1453’te manastır yıkılmış, 1550 senesinde III. Metrophanes’in patrik olmasına kadar da yeniden yapılmamış. III. Metrophanes, sadece yapılan çalışmaları denetlemekle kalmamış, manastıra 300’den fazla da kitap bağışlamış. Bu kitaplardan bazıları Fener’deki kütüphaneye taşınmış ya da kaybolmuş.

Finansal sıkıntı döneminden sonra, Kutsal Üçlü, kendisini “Üçüncü Roma” sıfatıyla Bizans’ın devamı olarak gören Rus Çarı Deli Petro’dan (1672-1725) ihtiyaç duyduğu ilgiyi görmüş. 1773 senesinde yeniden inşa edilmiş, ancak 1821’deki Yunanistan’ın uluslaşma sürecinde büyük hasar görmüş. 1844’te burada kurulan Halki İlahiyat Okulu 1894 depreminde yıkılmış. Külliye tekrar mimar Pericles Photiades tarafından 1896’da yapılmış ve erkekler için papazlık eğitimi veren bir ilahiyat okulu görevini üstlenmiş. Kütüphanesi ve Ortodoks dünyasının değişik köşelerinden gelen öğrencileriyle tanınan okul1971’de kapatıldı ama okulun yeniden açılmasıyla ilgili diplomatik tartışmalar Yunanistan ve Türkiye arasında hala sürüyor.

İsmet İnönü
Heybeliada ’nın en sadık yaz ziyaretçilerinden biri de İsmet İnönü’ydü (1884-1973). Ünlü çivileme atlamalarını burada yapan İnönü, ailesiyle beraber, şimdilerde müze olarak açılan Refah Şehitler Caddesi’ndeki Mavromatakis Köşkünde kalırdı.

İbadet Yerleri
Canlı renkleriyle hemen dikkat çeken Aya Nikola Kilisesi daha eski bir Bizans kilisesinin yerine 1857 yılında inşa edilmiş. 1894’teki depremde büyük hasar gören ve restore edilen kilisenin çanı Rusya’dan getirtilmiş. Bahçesinde Azize Paraskevi’ye adanan şifalı su kaynağı olan Aya Nikola Kilisesi, yazları Ermeniler ve Süryaniler tarafından da kullanılıyor. Hemen yakınlarda bir cami ve sinagoğun bulunması farklı dinlerden gelen ada halkının biraradaki yaşantısının en güzel kanıtı.

Aya Yorgi tou Kremnou Manastırı muhtemelen 1583-84 yılları arasında yapılmış ve veba salgını sırasında İstanbul’dan gelen Rumların barınağı olmuş. Kudüs Patriği I. Nikodemos’un 1910’da buraya gömülmesi nedeniyle Kudüs’le aralarında bir bağ oluşmuş.

Tarihi 1868’e uzanan Çam Limanı’ndaki Aya Spyridon Manastırı, ilk olarak küçük bir şapel olarak yapılmış.1894’teki depremden sonra yeniden yapılan manastır birkaç restorasyon daha geçirmiş ancak şu anda bir harabe durumunda.

NASIL GİDİLİR?
Kabataş, Kadıköy ve Bostancı’dan feribot ve deniz otobüsü seferleri var (www.ido.com.tr). Hafta sonları ve tatil günleri adanın kalabalık olabileceğini unutmayın.

NE YAPILIR?
Adada fayton turu atın. Büyük tur bütün adayı gezdirirken küçük tur sadece iskele civarını  gezdiriyor. İskelenin oradaki merdivenlerden en tepeye çıkın, parka geldiğinizde sağdaki yolu takip edin. Hoş bir manzara eşliğinde aşağıya ineceksiniz. İskelenin sağından Değirmen Burnu’na doğru da yürüyebilirsiniz. O takdirde orman yolunu takip edip geri dönün.

BİLGİ

“Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin. Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!”
  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

Karanlığın oğlu

Bir papanın birisini “Karanlığın oğlu ve cehennemin sporcusu” diye nitelemesi için sizce ne olması lazım? Cyril Lucaris (1572-1638) tam altı kez Fener Patriği, bir kez de Mısır İskenderiye Patriği olmuş ilginç bir kişilik. Kalvanistlerden etkilenip İnanç Deklarasyonunu yazıncaya dek Beyoğlu’ndaki Hollanda Şapeli’nde Protestanlık üzerine çalışmalarını sürdürmüş. Tutucu Rum Ortodoksların, sultana casus diye ihbar ettikleri Lucaris idam edilmiş ve cesedi Boğaz’a atılmış. Ancak daha sonra Boğaz’dan çıkartılıp Heybeli’ye gömülmüş.

Yazıyı paylaş :