SARIYER

SARIYER

Yazıyı paylaş :

Mavi ve Yeşilin Sevdası
Sarıyer tüm canlılığıyla İstanbulluları, özellikle deniz ürünlerini sevenleri cezbetmeye devam ediyor. Kimilerinin Telli Baba Türbesi için ziyaret ettiği Sarıyer İstanbul’da mavi ile yeşili bünyesinde barındıran az sayıdaki semtten biri. Yakınındaki Rumeli Kavağı, Garipçe ve Rumeli Feneri’nden Karadeniz panoraması izleyebilirsiniz.

Sarıyer’in adını nereden aldığı konusunda değişik fikirler var; bazıları bu adın sarı tonundaki toprağından geldiğini söylerken, bazıları padişahın sarışın gözdesine ithafla Sarıyar olan ismin günümüze Sarıyer olarak ulaştığı görüşünde… Kimileri ise hakkında pek bir şey bilinmeyen evliya Sarı Baba’nın ismini adres gösteriyor. Başka bir teoriye göre isim Fatih Sultan Mehmed döneminde yaşamış ve merkezdeki camiye gömülmüş olan iki sarışın askerden (sarı erler) geliyor.

Geçmiş yıllarda İranlı ve Arap turistlerin gözdesi olan Sarıyer’de bir balıkçı filosuyla birlikte balık pazarı ve balık restoranları bulunuyor. İskelenin hemen yanında, tarihi 1911’e dayanan kuleli bina, Sarıyer Orduevi’ne ev sahipliği yapıyor. Sokaklarda saklanmış, İstanbul’un en hoş ahşap köşklerinden biri olan yapı ise şu anda Kızılay’a ait.

Sarıyer ’den Rumeli Kavağı’na giderken göreceğiniz Yeni Mahalle’nin arka sokaklarında gizlenmiş harika ahşap yapılar var. Bunların arasında XIX. yüzyılda yapılmış ama cemaati kalmadığı için artık kullanılmayan Aya İoannes Prodromos (Vaftizci Aziz Yahya) Kilisesi de bulunuyor. Yeni Mahalle’den yukarı doğru çıkın ve Havantepe’den muhteşem Boğaz manzarasının keyfini çıkarın.

Telli Baba Türbesi
Rumeli Kavağı’na doğru giderken, bekarlara eş bulmada yardımcı olduğuna inanılan bir evliya olan ve Telli Baba diye geçen İmam Abdullah Efendi’nin türbesinin önünden geçeceksiniz. Buraya gelenler dualarını ettikten sonra türbedeki tellerden bir parça adak teli alıyorlar. İstedikleri gibi bir evlilik yaptıkları zamanda buraya geri gelip teli yerine koyuyorlar. Eskiden burada yaşayan balıkçıların çıktıkları seferlerde kendilerini koruduğuna inandıkları Telli Baba’nın türbesi bugün de çok popüler.

Telli Baba hakkında çok fazla şey bilinmiyor. Tamamen farklı zaman dilimlerinde geçen iki tane hikaye anlatılıyor; ilkine göre, İstanbul’un 1453’deki fethi sırasında Fatih Sultan Mehmed’in yanında, ikincisine göre ise Kazaklar XIX. yüzyılda Rumeli Kavağı’na saldırdıklarında Sultan II. Mahmud’un yanında savaşmış Telli Baba. Bazıları da şu anda türbesinin olduğu yere bir tekke yaptırmış bir derviş olduğunu düşünüyor. Kadiri tarikatına mensup olduğu, bu tarikatın üyelerinin türbanlarını ve gelinlerin duvaklarını gümüş işlemelerle süslediği, işlemelerde kullanılan bu gümüş teller nedeniyle adına Telli Baba dendiği de rivayetler arasında.

Rumeli Kavağı
Avrupa yakasında gemilerin son uğrağı olan Kavak, balıkçı limanı ve balık restoranlarıyla öğle ya da akşam yemeği için çok isabetli bir seçim. Adını burada yetişen kavak ağaçlarından veya Türkçe’de “kavak” sözcüğünün aynı zamanda “kontrol noktası” anlamına gelmesinden aldığı söyleniyor. Boğaz’dan geçen gemilerinden vergi alabilmek amacıyla I. Manuel Comnenus XII. yüzyılda buraya bir kale yaptırmış. Önce Cenovalılar sonra da Osmanlılar tarafından ele geçirilen bölge, Sultan IV. Murad tarafından Boğaz’ın girişini korumak amacıyla bir askeri bölgeye dönüştürülmüş. Biraz daha kuzeye gittiğinizde varacağınız yer  ise askeriyeye ait olan Altınkum isminde küçük bir kumsal.

Garipçe
Rumeli Kavağı’na sahilden giderken Garipçe ve Rumeli Feneri’ne Sarıyer’in tepesindeki yoldan ulaşıyorsunuz. Bu yolun üzerinde Özel Koç Üniversitesi’ne rastlayacaksınız.

Eski zamanlarda, adı Gyropolis (Akbabalar Şehri) olan Garipçe’nin rüzgâr tanrılarıyla da yakın bir ilişkisi var; efsaneye göre acımasız rüzgar tanrısının damadı olan kralın sarayı buradaydı ve oğullarıyla birlikte Gyropolis’i her türlü tehlikeden koruyorlardı. İsmi, Rumeli Feneri’ne olan yakınlığından ötürü “oldukça yakın” anlamındaki  “Karibce” nin günümüze değişerek gelmesiyle oluşmuş. Tepede, 1778’den kalma bir kalesi olan köy, sakinliğin, hatta yalnızlığın da adresi. Eski ahşap evleri ve balıkçı restoranları Garipçe’ye ayrı bir güzellik katıyor.

Rumeli Feneri
Deniz fenerinin XVI. yüzyıldan beri burada olduğu düşünülüyor. Rumeli Feneri’nde göreceğiniz Kocataş ve Körtaş’a Osmanlılar zamanında, yakınlarından geçen gemilerin kazaya uğramasına sebep olmalarından ötürü “Kanlı Kayalar” denmiş. Yunan mitolojisine göre bu kayalar, Jason ve Argonotların Altın Post’u bulmaya giderken arasından geçtikleri kayalar. 1769’da inşa edilmiş ve 1856’daki Kırım Savaşı sırasında yenilenmiş olan 30 metre yüksekliğindeki deniz feneri, boğazın öteki yakasındaki Anadolu Feneri’nin bir eşi. İlerideki burunda, 1768 senesinde yapılmış ikiz kuleli bir kaleyi görebilir ve Boğaz’ın tablovari manzarasını beyninize nakşedebilirsiniz. Biz gittiğimizde Kar Fırtınası isimli atıyla Süleyman isimli bir beye rastladık. Adeta Fatih Sultan Mehmed edasıyla ortalıkta dolaşıyordu!

NASIL GİDİLİR?
Kabataş’tan (No. 25E), Beşiktaş’tan (No. 40B) ve Taksim’den (No. 25T) Sarıyer’e düzenli otobüs seferleri var ama özellikle hafta sonları trafik çok yoğun olabilir. 150 numaralı otobüs Sarıyer’den Garipçe ve Rumeli Feneri’ne gidiyor. Trafiğe bulaşmak istemeyenlerdenseniz Kadıköy, Beşiktaş ve Sarıyer’i birbirine bağlayan deniz otobüsleri hakkında daha geniş bilgiyi www.ido.com.tr den bulabilirsiniz.

BİLGİ

“Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin. Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!”
  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

Kuş Gözlemcileri İçin Bir Cennet

Bu bölge, göçmen kuşların kışın yaşadıkları Afrika’ya giderken ya da yazın Karadeniz’in kuzeyine kanat çarparken geçtikleri yol olduğu için dünyanın en iyi gözlem yerlerinden biri. Her sene 40.000 kadar kartalın geçiş yolu burası. Kartalların dışında şahin, arı şahini, kızıl doğan, bozkır kartalı da burada gözlenebilen türler arasında. İlkbahar, kuşları Rumeli Feneri’nden gözlemek için en iyi zaman. Sonbaharda ise Beykoz’daki Toygar Tepe, Kavacık’taki Koç Parkı ve Çamlıca Tepesi gözde yerler arasında.