ST. PETERSBURG

ST. PETERSBURG

Yazıyı paylaş :

KUZEYİN VENEDiK’İ  ST.PETERSBURG

Ülkenin ikinci büyük kenti, önde gelen bir sanayi ve kültür merkezi olan St.Petersburg adını en önemli çarlardan biri olan Deli Petro’dan almış. Büyük Petro Neva Nehri’nin Baltık Denizi’ne döküldüğü yerde Rusya’nın en modern şehirlerinden biri olan St. Petersburg’u başkent olarak inşa ettirmiş. On yaşında tahta geçen Deli Petro ‘nun en büyük hayali güçlü bir donanmaymış, bunun için de kendi adını verdiği şehirde tersaneler yaptırmış ve savaş esiri 40 bin İsveçliyi kullanarak ilk bayındırlık faaliyetlerini başlatmış. 204 cm boyundaki Petro’nun ayakları 38 numaraymış, büyük görünsünler diye kocaman ayakkabılar giyermiş. Adamcağız on parmağında on marifet, ileri görüşlü bir lider. O yüzden bütün dillerdeki adı “Büyük Petro”. Bir tek Türkler deli demiş. Genetik kodlamamızda değişen hiçbir şey yok. Asırlar önce de deli dermişiz, büyük işler becerene…

Rasputin, Çaykovski, Şostakoviç ve Rimski Korsakov, hayatlarının büyük bir bölümünü burada geçiren birçok ünlüden sadece bazıları. Puşkin ise eğitimini St. Petersburg ’da yapmış, buradan sürgüne gönderilip, burada öldürülmüş. Dostoyevski “Suç ve Ceza” adlı romanını bu şehirde yazmış. Rus çarları 1917 Mart’ına kadar iki yüzyıl boyunca, Rusya’yı St. Petersburg ’dan yönetmişler. Aynı yıl Lenin sürgünden bu şehre dönmüş, burada Bolşevik Partisi’ni iktidara hazırlamış ve sonunda da başarılı olmuş. St. Petersburg, 1917’de Şubat ve Ekim devrimlerine, şahitlik etmiş.

1712-1918 yılları arasında başkent olarak kalan şehrin adı 1924’te Leningrad diye değiştirilmiş, komünizm çöktükten sonra eski ismine yeniden kavuşmuş. II. Dünya Savaşı’nda da Almanlara karşı gerçekleştirilen, tarihin en büyük savunmalarından birine sahne olmuş. Almanlar şehri 900 gün kuşatmışlar, yarısı açlıktan olmak üzere 670 bin kişi hayatını kaybetmiş. Savaş bitmiş, Almanlar gitmiş ama tüm  Rusya’ya maliyeti tam yirmi milyon can olmuş. İnsanlar tam rahat edecekken bu sefer de öldüğü yıl olan 1953’e  kadar süren Stalin terörü başlamış. 25 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği dağılmış ve Yeltsin Rusya’nın başkanı olurken St. Petersburg’un tarihinde de yeni bir sayfa açılmış.

Ünlü yazar Dostoyevsky, dünyanın en muhteşem şehri diye tanımlamış, çarların şehrini. Dünya tarihi için önemli olan çok sayıda esere sahip St.Petersburg, UNESCO’nun Dünya Kültürel Mirası Listesi’nde de yer alıyor. Beş milyonluk şehirde eğitim seviyesi o kadar ilerideki nüfusun %30’u üniversite eğitimli. St. Petersburg Rusya’nın batıdaki penceresi ve kuzeydeki Venedik olarak da adlandırılmış. Şehirde yaşayanlar burası Rusya’nın “Kültürel Başkenti” diyorlar.

Beyaz Geceler
Beyaz Geceler denilen dönemde Avrupa’nın kuzeyinde günler iyice uzun, dolayısıyla geceler aydınlık oluyor. Bunu görebileceğiniz yerlerden biri olan St. Petersburg gecenin neredeyse hiç yaşanmadığı bir şehir. Beyaz Geceler 25 Mayıs’da başlıyor ve 16 Temmuz’a kadar yaklaşık 50 gün boyunca hava geç kararıyor.22 Haziran’da gün neredeyse 19 saat sürüyor. Vücut düzeniniz şaşıyor, yatmak istiyorsunuz ama dışarısı aydınlık. Kışınsa bunun tam tersi söz konusu. 22 Aralık’ta gün sadece 6 saat sürüyor, sonrası hep alaca karanlık.

Ermitage Müzesi
İnziva yeri anlamındaki Ermitaj Rusya’nın en büyük, dünyanın da sayılı müzelerinden biri. Üç milyonun üzerinde esere sahip. Müze beş binadan oluşuyor, Barok tarzda yapılmış ve Kışlık Saray olarak geçen bölümünü kaçırmayın. 1762’de tamamlanan Kışlık Saray’ın cephesi 2 kilometre uzunluğunda, 1,054 odası, 2,000 penceresi var. Çariçe Katerina’nın 1764 ve 74 yılları arasında Batı Avrupa’nın en iyi koleksiyonlarını satın almasıyla ilk temeller atılmış. Guinness Rekorlar Kitabı’na dünyanın en büyük resim galerisi olarak giren müzedeki 322 galeriyi gezebilmek için yaklaşık 25 kilometre yürümeniz lazım.

Giriş katında primitif kültürlerin, eski dünyanın ve doğudaki ülkelerin eserleri var. İlk katta Batı Avrupa kültürünün ve Rus sanatının gözde örnekleri bulunuyor. İkinci katta da Batı Avrupa Sanatı ve nümizmatik bölümü mevcut. Neva Nehri’nin  olduğu kapıdan girdiğinizde büyük bir merdivenden üst kata çıkıyorsunuz ve görsel şölen başlıyor. Leonardo da Vinci’nin (1452-1519) Litta Madonnası, Claude Monet’nin (1840-1926) Bahçedeki Kadını (Lady in the Garden), Paul Cezanne’nın (1839-1906) Meyvesi (Fruit) müzedeki muhteşem eserlerden sadece bazıları. Müzenin empresyonist eserler koleksiyonu çok zengin. Paul Gauguin 81848-1903), Vincent van Gogh (1853-1890) ve Auguste Renoir’ın (1841-1919) muhteşem tabloları Ermitaj’a ayrı bir renk katıyor. Aynı katta Pablo Picasso ((1881-1973) ve Henri Matisse’in de (1869-1954) eserleri bulunuyor.

En güzel objelerden biri Orta Sibirya’daki bir tümülüste bulunan dünyanın en eski halısı.183 x 200 cm. boyutundaki bu Türk halısı yaklaşık 2500 yıllık ve adı da Pazirik (Pazyryk). Halının  Altay’daki göçebe kavimler tarafından yapıldığı sanılıyor. Buzulların altında kaldığı için orijinal haliyle korunabilmiş. Müzede Osmanlı ve Türk kültürlerine ait çok sayıda eser bulunuyor.

Saray Meydanı
Müzenin önünde çok büyük bir Saray Meydanı bulunuyor. Meydanın ortasındaki Alexander Sütunu dünyanın en büyük tek taş sütunu unvanına sahip. 47,5 metre yüksekliğinde ve 700 ton ağırlığındaki sütun Napolyon’a karşı 1812’de kazanılan zaferin anısına dikilmiş. Hiçbir destek olmadan sadece kendi ağırlığıyla duran sütunun tepesinde elinde haç olan bir melek var, ayağının altında da bir yılan. Bu da iyinin kötüye karşı zaferini gösteriyor. Ermitaj’ın karşısındaki bina dünyanın en uzun yapılarından biri, içinde  Savaş, Dışişleri ve Finans bakanlıkları yer alıyor. Meydanın devamında üzerinde altı atlı bir araba süren Zafer Tanrıçası Heykeli’nin olduğu bir kemer var, kemerden sonra St. Petersburg ’un meşhur alışveriş caddesi Nevsky Prospekt bulunuyor. Rus sanatçılara özellikle İstanbul’da eserler  vermiş olan Ayvazovski’ye meraklıysanız Sanat Meydanı’nda eski Mikhailovsky Sarayı’nda bulunan Rus Müzesi’ni de (www.rusmuseum.ru) ziyaret edebilirsiniz. Müzede 300 bin eser var.

Her esere bir dakika ayırdığınızda Ermitaj’ın tamamını gezmeniz on yıldan fazla sürüyor! En iyisi önemli bölümlere öncelik tanımak! 100 numaralı odada Mısır’dan gelme eserler var. 178-197 arasındaki odalar çok görkemli ve çar ailesi tarafından kullanılmış. 228-238 arasında İtalyan sanatının güzel örnekleri var. 271 çar ailesinin katedrali olarak görev yapmış. Üçüncü kattaki 333-350 numaralı odalar benim en favorim, 19. ve 20. yüzyıl Avrupa sanatının muhteşem örnekleri burada sergileniyor.

Çeşme’den Çağlayan’a Peterhof Sarayı
Yedi park, yirmi saray ve köşkten oluşan Peterhof Sarayı’nın bahçeleri dünyanın en görkemli bahçeleri arasında yer alıyor. II. Dünya Savaşı’nda Nazilerin tahrip ettiği saray yapılan restorasyonlarla eski güzelliğine kavuşmuş. Fransa’daki Versailles Sarayı’ndan etkilenen Deli Petro 1714 yılında sarayın temellerini atmış ve 1723’te saray tamamlanmış. 64 çeşmenin ve büyük fıskiyenin üstünde 250 metrelik cephesiyle Büyük Peterhof Sarayı bulunuyor. Fıskiyenin etrafında altın varakla kaplanmış 255 bronz heykel var. En büyük heykel aslanın ağzını açmış olan Samson, bu da sembolü aslan olan İsveç’e karşı zafer kazanan Deli Petro’yu temsil ediyor. Çeşmeler kanallara dökülüp Havva ve Adem heykellerinin olduğu havuzlara oradan da Finlandiya Körfezi’ne akıyorlar. Sahilde ise Monplaisir (Zevkim) isimli bir köşk bulunuyor.

Saraydaki odalardan biri Çeşme adını taşıyor ve tavanı Rusların 1770 yılında Çeşme’de yaktıkları Osmanlı Donanması’nın resimleriyle süslü. Çeşme Rusları o kadar etkilemiş ki aynı zafer için 1780 yılında yaptırdıkları, St. Petersburg’un en güzel kiliselerinden biri olan Çeşme  de var. Bu kilise günümüzde Çeşme Zaferi Müzesi olarak kullanılıyor. Şehirde gemilerle süslenmiş bir Çeşme Anıtı da bulunuyor. Sarayın sadece bahçelerini gezmek için 300 Ruble ödemeniz gerekiyor.

Osmanlılar Peterhof Sarayı’ndan etkilenip, Kağıthane’nin üstünde yaptırdıkları çağlayanları Haliç’e akıtmışlar, semtin adı da Çağlayan olarak günümüze kadar gelmiş.

Çariçe Katerina’nın oğlu Paul için yaptırılan Pavlovsk Sarayı da St. Petersburg’da görülmesi gerekenler listesinde yer alıyor. Doğa ile mimarinin inanılmaz bir uyum sağladığı sarayın bahçeleri muhteşem bir peyzaja sahip. Fransız ve İngiliz bahçelerinin karışımıyla ortaya çıkmış olan 540 hektarlık bahçeler çok sayıda heykelle süslenmiş.

BİLGİ

“Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin. Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!”
  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

Aklınızda Bulunsun

2003 yılında büyük törenlerle St.Petersburg’un 300. Yıl dönümü kutlandı.

 

St.Petersburg’un iki asır boyunca Rusya’nın başkenti, sanat ile eğlencenin merkezi olması Moskova’yı gölgede bıraktı. Rus balesi burada doğdu, Rus müziğinin merkezi St. Petersburg oldu.

 

Eski Kirov Opera ve Balesi şimdi Mariinsky Tiyatrosu olarak geçiyor ve Moskova’daki Bolşoy’un rakibi.

 

St. Petersburg, Moskova’nın  640 km kuzeybatısında yer alıyor. Pulkovo Havalimanı şehirden 17 km. uzaklıkta.

St.Petersburg’da  Nevsky Prospekt alışveriş için en hareketli cadde. Üzerinde tiyatrolar, konser salonları, sinemalar, müzeler, kütüphaneler, restoranlar, dükkanlar ve bankalar  var.

 

Önünde Napolyon’u yenen baş kumandan Kutuzov’un heykeli bulunan Kazan Katedrali 1811’de yapılmış ve Nevsky Prospekt’i süsleyen eserler arasında. Kazan Katedrali’nin karşısındaki kubbeli bina eskiden Singer şirketine aitmiş. Art Nouveau tarzının güzel örneklerinden biri olan bina 1917 Devrimi’nden sonra şehrin en büyük kitapçısı olmuş.

 

Anichkov Sarayı’nın çaprazındaki heykellerle süslenmiş bina ise Yeliseyev Biraderlerin 1903 yılında yaptırdıkları dükkanı. Nevsky Prospekt’in ara sokaklarında Sıçramış Kanlar Kilisesi ve  Puşkin Anıtı ile Rus Müzesi’nin renklendirdiği Sanat Meydanı var. Gogol 4,5 km uzunluğundaki bu caddeyi “Dünyada Nevsky Bulvarından daha rafine hiç bir yer yoktur.” diye tanımlamış.Görün, bakalım hemfikir olacak mısınız?

 

St. Petersburg’dan amber, kürklü şapkalar, bebekler ve Japonya orijinli matruşka alabilirsiniz. Matruşka anne anlamındaki Matrena’dan geliyor.