SÜTLÜCE MİNİATÜRK VE SANTRAL İSTANBUL

SÜTLÜCE MİNİATÜRK VE SANTRAL İSTANBUL

Yazıyı paylaş :

Haliç’in Sonuna Doğru
1930’larda sanayileşme alanı olan Sütlüce, eski güzelliğini kaybetmiş bir yerleşim yeri. Bugün Sütlüce ’ye gelenlerin çoğunun amacı Türkiye’nin ünlü tarihi ve kültürel değerlerinin küçültülmüş modellerinin yer aldığı Miniatürk’ü gezmek ya da Eski Galata Köprüsü ile hasret gidermek. 1911’de Silahtarağa Enerji Santralı olarak inşa edilen Santral İstanbul ise 1983’e kadar İstanbul’un elektriğini sağlıyordu. Günümüzde ise içinde bir üniversitenin de yer aldığı bir kültür kompleksi.

(Sultan III. Ahmed zamanında) Kiat Haneh’den (Kağıthane) Sütlüjeh’ye (Sütlüce) sırayla köşkler ve bahçeler yapıldı, adeta bir sihirli değnekle dokunmuşçasına.” Constantinople, Settings and Traits, H. G. Dwight, 1927

Sütlüce ’nin her zaman dillere destan güzellikte olduğunu zannediyorsanız yanılıyorsunuz; Bizans döneminde çirkin ördek misali gönüllere ve ruhlara hitap etmezmiş bu semt. Kuğuya dönüşmesi XVII. yüzyıl başlarında Osmanlı zenginlerinin Haliç kenarında muhteşem evler yaptırması sayesinde olmuş. XVIII. yüzyılın yemyeşil İstanbul’unda insanlar, kayıklar ya da atlı arabalarla Kağıthane ve Alibey derelerinin kıyılarına gelir ve eğlenirlermiş. Bu nehirlerin Haliç’le birleştiği yer “Avrupa’nın tatlı suları” olarak adlandırılmış o zamanlar. Büyük ihtimalle sarayların ve köşklerin içinde en büyüleyici olanı Sadabad Kasrı’ymış (kasrın resmedildiği tabloyu Pera Müzesi’nde görebilirsiniz. Bu güzellik XVIII. yüzyılda bahçelerin rengarenk lalelerle dolu olduğu, nehrin serin sularının havuzlara ve şelalelere akıtıldığı Lale Devri sırasında doruğa ulaşmış. Ancak aynı yıllarda imparatorlukta farklı gelişmeler olmaya, gerginlikler artmaya başlamış. 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı sırasında Kağıthane’deki bu harika köşkler yangına kurban olmuş.

XVIII. yüzyılda yenilikçi padişah III. Selim’in hükümdarlığı sırasında, bahçe düzenleme sanatı yeniden hak ettiği ilgiyi görmeye, insanlar da güzel bahçelerden keyif almaya başlamış. Maalesef  bu güzelliklerin sonuna gelinmiş ve 1930’lardan itibaren Sütlüce hızla sanayileşmeye başlamış. Yeterli olmamakla birlikte, Haliç’in eski güzel günlerine kavuşturulması çalışması kapsamında adımların atılmış olması ümit veriyor. Bu kapsamda Sütlüce Kültür Sarayı ve Santral İstanbul arasında parklar ve yürüyüş yolları yapıldı.

Bir safa bahşedelim gel şu dil-i nâşâde
Gidelim serv-i revanım yürü sadabâd’e
İşte üç çifte kayık iskelede amade
Gidelim serv-i revanım yürü sadabâd’e.

Nedim (1681-1730)

Sütlüce Kültür Merkezi
Haliç Köprüsü’nün yakınındaki mezbaha Cumhuriyet’in kurulduğu yıl olan 1923’de yapılmış. Osman Fitri ve Marko Logos tarafından I.Ulusal Mimari tarzında tasarlanan bina, kesimhane ve et satış yeri olarak planlanmış. En göze çarpan özelliği ise, buzdolabının olmadığı dönemlerde buzhane olarak kullanılan kuleleri. 1980’lerde, Haliç’in temizlenmesi kapsamında binanın mezbaha olarak kullanılmasına son verildi ve bir kültür merkezine dönüştürüldü. 2009 yılında düzenlenen V. Uluslararası Su Kongresi burada yapılan ilk organizasyon olma özelliğine sahip.

Sütlüce Hamamı
Şu anda görülecek fazla bir şey kalmamış. Mezbahanın yanındaki bu hamam Mimar Sinan’ın küçük ama zarif bir eseri olarak kabul ediliyor. Hamam Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) hükümdarlığı sırasında yenilenmiş, 2009’da bir kez daha restorasyona alınmış. Hamamın arkasındaki Talatpaşa Arkası Sokak’ta yeni restore edilmiş, Küçük Çavuşbaşı Camii’nin de Sinan tarafından yapıldığı düşünülüyor. Yakındaki Hasirızade Elif Efendi Tekkesi 1784’te inşa edilmiş, önemli bir derviş tekkesiymiş. Biz gittiğimizde restorasyonu yapılıyordu.

Eski Galata Köprüsü
Galata Köprüleri içinde en meşhur olanı Sütlüce ve Eyüp arasına yerleştirildi. Yayaların kullanımına açık.

Miniatürk
Miniatürk (Tel:0212 222 28 82, www.miniaturk.com.tr, her gün açık) Türkiye’nin bir özeti gibi, kocaman bahçesinde en tanıdık tarihi ve kültürel anıtları barındırıyor. Aya Sofya, Sultanahmet Camii, Haydarpaşa Tren İstasyonu, Boğaz Köprüsü, Artemis Tapınağı, Sumela Manastırı, İshak Paşa Sarayı göreceklerinizden bazıları. Zafer Müzesi Kurtuluş Savaşı’nı her açıdan gösteriyor. Cephe ve cephe gerisi, ses-ışık efektleri ve maketlerle anlatılıyor. Bu müzede ayrıca, Atatürk fotoğrafları ile Anadolu köy hayatını da görebilirsiniz. I. Dünya Savaşı sırasındaki Çanakkale Savaşı’nın üç boyutlu uygulamasını atlamamanızı öneririz. Miniatürk’te sadece etrafı gezmekle kalmayın, aktivitelere de katılın; mesela çocuğunuzla beraber Miniatürk Eksprese binebilir, labirentte kaybolabilir ya da dev satranç tahtasında oynayabilirsiniz.

Santral İstanbul
Santral İstanbul (Tel: 0212 311 78 09, www.santralistanbul.org) 1911’de Silahtarağa Santralı olarak kurulmuş. 1914’den 1952’ye kadar, şehrin bütün elektriğini sağlamış. Bir Avusturya-Macaristan şirketi tarafından 118,000 metrekarelik alana inşa edilmiş. Başlarda elektrik, ticaretin daha yoğun olduğu Avrupa yakasına veriliyormuş, fakat 1926’da sualtı kablolarının döşenmesiyle Anadolu yakasına da elektrik ulaştırılmış. 1937’de şirket devletleştirilmiş ve İETT’ye (İstanbul Elektrik, Tramvay ve Tünel) devredilmiş. İETT hala İstanbul’da ulaşım hizmeti veriyor ama artık elektrikle bir ilgisi yok. 1970 yılında, üretim verimliliğinin sonuna geldiği dönemde TEK’e devredilen tesis, 2007 senesinde Bilgi Üniversitesi tarafından müze ve sanat galerisi olarak halka açıldı. Sakın bir Renoir görme beklentisiyle gelmeyin, burada görebileceğiniz sergiler modern ve kavramsal.

Enerji Müzesi
Feshane gibi restore edilen diğer endüstriyel bölgelerin aksine, Santral İstanbul’daki orijinal makineler hala duruyor. Bu makineler Enerji Müzesi’nin (pazartesileri kapalı) temelini oluşturuyor. Ziyaretçiler, türbin jeneratörlerini o zamanki haliyle görebilir, ayrıca olduğu gibi korunmuş olan Kontrol Odasını da ziyaret edebilirler. Bu oda, aynı zamanda küçük bir bilim müzesi görevi görüyor.

Kağıthane
Biraz iç karartıcı olan Santral İstanbul’un çevresi, son yıllarda yapılan parklar ve yürüyüş yollarıyla biraz olsun renklendirildi. Geçmişte burada açılan bir kağıt fabrikası ve matbaa dolayısıyla Santral’in çevresi Kağıthane olarak geçiyor.

NASIL GİDİLİR?
Sütlüce’ye Eminönü’nden 47C veya 47E no’lu otobüslere binerek gidebilirsiniz  ama keyifli olanı, Haliç limanlarında duran gemileri kullanmak. Bilgi Üniversitesi’nin Taksim Meydanı’ndaki Atatürk Kültür Merkezi’nin önünden her saat başı kalkan ücretsiz servisleri ile Santral’e ulaşabilirsiniz.

BİLGİ

“Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin. Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!”
  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

Patrona Halil İsyanı

1730 senesinde, yaşamak için büyük mücadeleler veren halk, saraydakilerin gösterişli yaşamı ve harcamalarından bezmiş. Beyazıt Hamamı’nda çalışan Arnavut Patrona Halil önderliğinde Sultan III. Ahmet’i devirip yerine I. Mahmud’u geçirmek için ayaklanmış. Bundan sonraki birkaç ay boyunca Halil’in her konuda ağırlığını ortaya koyması, hatta memur atamalarını bile dikte etmesi Yeniçeriler arasında huzursuzluğa neden olmuş ve Padişah’ın Rusya’ya savaş ilan edilmesini talep ettiği Divan toplantısında Halil’i öldürülmüş.

Yazıyı paylaş :