TRABZON

TRABZON

Yazıyı paylaş :

BİR KARADENİZ GÜZELİ

Geçmişi M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanan Trabzon, insana tam bir med-cezir yaşatıyor. Bir yandan şehrin sahip olduğu tarihe ve doğaya hayran oluyor, öte yandan koruyamadıklarını görüp üzülüyorsunuz. Yine de sakladığı tarih ve doğa harmanı arasında yolculuk yapmak keyifli; özellikle de her yolculuğu Trabzon mutfağının adı da tadı da markalaşan lezzetleriyle bitirmek…

Sümela’nın Büyüsüne Restorasyon Arası

Trabzon denince akla gelen ilk simge Sümela Manastır. Tam anlamıyla “azmin zaferi” olan yapıyı görmek için Maçka’ya bağlı Altındere Köyü’nün yolunu tutmak gerek. Ama şu sıralar gitseniz de gezmeniz mümkün değil. Geçtiğimiz yıl 22 Eylül’de restorasyon ve güçlendirme için 1 yıl süre ile kapatılmıştı. Konumu ve hava koşulları nedeniyle çalışmalar zor yürüyünce planlanan takvim sarkmış, ne zaman açılacağı hala belirsiz…

Bu muhteşem yapı, Altındere Vadisine hakim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine inşa edilmiş. Sümela “Kara Dağın Meryem’i” demek; manastır halk arasında “Meryem Ana Kilisesi” olarak da biliniyor. Bizans İmparatoru 1. Theodosius zamanında Atina’dan gelen Barnabas ve Sophronios isimli iki rahip tarafından kurulmuş. Rivayete göre, iki rahip aynı rüyayı görmeleri üzerine bugünkü manastırın olduğu yere gelip temelini atmışlar.

Yapı; “ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazma”dan oluşuyor. Avlunun etrafındaki binaların içindeki dolaplar, hücreler ve ocaklarda Türk sanatının etkilerine rastlanıyor. Kaya kilisesinin ve ona bitişik şapelin iç ve dış duvarlarını donatan freskler ise 18. yüzyıl başlarında yapılmış.

Kurtuluş Savaşı Karargahından Müzeye

Trabzon’daki tarihi evlerden biri olan Kostaki Konağı, günümüzde Trabzon Müzesi olarak kullanılıyor. Zeytinlik Caddesi’ndeki binayı, 1898-1913 arasındaki dönemde Banker Kostaki Teophylaktos yaptırmış. Kurtuluş Savaşında karargah olarak kullanılmış. 1924 yılında Atatürk’ün Trabzon’a yaptığı ilk seyahatte, eşi Latife Hanım’la birlikte konakladığı ev olmuş.

Ata’nın Vasiyetini Yazdığı Köşk

Ata’nın Soğuksu’ya gittiğinde görüp çok beğendiği ev, bugün Atatürk Köşkü olarak ziyarete açık. 1890 yılında yazlık olarak yaptırılan Rönesans mimarisi izlerine sahip ev, Gazi’ye 1930 yılında armağan edilmiş. Ne var ki Cumhuriyetin kuruluş mücadelesini veren ve her anı çalışarak geçen Atatürk, sadece 1937 yılında iki gece kalabilmiş çok sevdiği bu evde. Ama kısacık zaman zarfında çok önemli bir tarihe tanıklık etmiş köşk; Atatürk tüm mal varlığının listesini çıkarıp Türk ulusuna bağışlanması için talimat vermiş. 1943 yılında müzeye dönüştürülen evde, Atatürk’e ait tablolardan oluşan 344 eser de sergileniyor.

Kiliseden Camiye Çevrilen Bir Ayasofya Daha

Geç Bizans dönemi kiliselerinin güzel örneklerinden biri olan Ayasofya, tıpkı İstanbul’daki adaşı gibi fetihten sonra kiliseden camiye çevrilmiş. 1. Dünya Savaşı sırasında depo ve hastane olarak da kullanılmış.. Muhteşem bir taş işçiliğine sahip. Güney cephesinde Adem ve Havva’nın yaratılışına dair kabartmalar yer alıyor. İç süslemeleri oluşturan fresklerde, İncil’den alıntıların canlandırmalarıyla Bizans resim sanatının izlerini sürmek mümkün. 9. yüzyıldan kalma Küçük Ayvasıl Kilisesi de bir Bizans eseri. Şehirdeki en eski kiliselerden biri.

Tarihi Camilerin İzinde

Trabzon’daki en büyük cami, 1839’dan kalma muhteşem Çarşı Camii. Tepesi tamamen kurşunla kaplı olan cami, taş işçiliğindeki mükemmellik ve pencerelerde göze çarpan barok süslemeler ile dikkat çekiyor.

Trabzon’un koruyucu azizi Eugenius adına yapılan bir kiliseden dönüştürülen Yeni Cuma Camii’nin 14. yüzyıla ait olduğu düşünülüyor. İçindeki kartal ve güvercin kabartmaları hala duruyor. Caminin içinde göz kamaştıran kalem işleri var.

Ayrıca Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun için yapılan cami, temelleri 941 yılında yapılan bir kiliseye dayanan Ortahisar Fatih Camii, taş işçiliğiyle dikkat çeken İskender Paşa Camii ve 1577’de yapılan Erdoğdu Bey Camii de görülecekler listesine yazılmalı.

Trabzon Mutfağı

Trabzon Türkiye genelinde markalaşan birçok yemek çıkarmış; Akçaabat köftesi, Hamsiköy sütlacı, Trabzon döneri, Trabzon pidesi ve Trabzon ekmeği listenin başında yer alanlar. Hamsiye özellikle önem veriliyor. Hamsili kaygana, hamsili pilav, hamsi kuşu gibi birçok yemeği yapılıyor. Mısır çorbasının yoğurtlusu da Trabzon mutfağındaki farklı lezzetler arasında. Karadenizli Rumlar’ın yöre mutfağına armağan ettiği Pepeçura; mısır unu, fındık ve siyah üzümle yapılan bir tatlı. En meşhur tatlısı Laz böreği ise muhallebi ve yufka ile yapılıyor.

  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

Uzungöl Korunmalı

Trabzon’un Çaykara İlçesi’ne bağlı Uzungöl adeta turist akınına uğrayan bir bölge. Göl, heyelan nedeniyle yamaçlardan düşen kayaların Haldizen Deresi’nin önünü kapatmasıyla meydana gelmiş. Etrafı ladin ormanları ile çevrili. Kıyısında ise birçok lokanta var.

Fakat üzülerek yazmam gerekir ki son yıllardaki yapılaşma ve kalabalık nedeniyle Uzungöl cazibe noktası olma özelliğini yitiriyor… Böyle doğa harikası yerleri turizmin parçası yapmaya çalışırken, maalesef elimizdeki güzellikten de oluyoruz. Aceleci ve günü kurtarmaya yönelik çözümler yerine, daha doğa dostu ve daha estetik bir turizm anlayışına ihtiyacımız var.

Trabzon ve Yunan Kültürü

→ Yunan müziğinin ve kültürünün önemli parçası olan Rembetiko bu topraklarda doğmuş.

→ Karadeniz’in eski adı Pontus; Yunanistan’da Karadeniz’den gelenlere “ponti” diye hitap ediliyor.

→ Karadeniz fıkralarımız Yunanistan’da da var. Biz Temel, İdris, Yunus ve Fadime figürleriyle anlatıyoruz; onlar Yorgo, Konstantin ve Simela diyorlar.

→ Trabzon isminin kaynağı Trapezus kelimesi, Yunanca “masa” anlamına geliyor. Şehre bu isim coğrafi yapısı nedeniyle verilmiş; zaman içinde söylenişi değişerek Trabzon’a dönüşmüş.